6 Aralık 2009 Pazar

ZAYIF ÖĞRENCİYE DİPLOMA HAKKI VAR..


ABD’de Afrika kökenli Amerikalıların gittiği en köklü kurum olan Lincoln Üniversitesi, obezite testini geçemeyen öğrencilere diploma vermemeye başlamış.
Mezun olmak için spor kursunu da tamamlayıp zayıflamak gerekiyormuş.Yani anladığımız
zayıf olan öğrenci diploma alıyor.İlginç bir uygulama elin A.B.D'leri nelerle uğraşıyor.Kampüste obezite sorun yapılıyor.Bu amerikalılar gerçekten aptallaşıyor yada biz ülkemizde gereksiz aptallıklar yaratıyoruz.Onlarda obezite bizde türban ve sınav sistemimiz tartışılıyor.Bence obez öğrenciye uygulanan da çok komik , ülkemizde çağdaşlığı baltalamaya çalışmakta..Ya ne zaman öğrenicez bazı kurallara uymayı,insanları neye göre sınıflandıracağımızı,nerede neyin uygun olduğunu ne yapılması gerektiğini kısaca ne zaman bir çözümün parçası olmayı öğrenicez merak ediyorum...

22 Eylül 2009 Salı

KONTÖRÜM BİTTİ!!


Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), haberleşme sektöründe çok ses getirecek bir adımla 'kontör' uygulamasına son vermeye hazırlanıyor. BTK'nın, bu konuda yaptığı çalışmanın öngörülen zaman dilimi içinde tamamlanması halinde operatörler, 6 aylık geçiş dönemin ardından abonelerine 'süre' satışı yapacak.

(Zaten Türkiye ve Suriye dışında hiçbir ülkede 'kontör' uygulaması kalmamış ) 6 aylık geçiş döneminin ardından operatörler, abonelerine örneğin 100 kontör satmak yerine 100 dakika satışı yapacak. Aboneler, kaç dakika konuşacaklarını net olarak bilecek.Mantıklı bir uygulama olacak gibi görünüyor.Kontör fiyatları adam akıllı konuşmamıza yetmediği halde bence gereksiz bir artış gösteriyor.Örnek vermek gerekirse KKTC'de 100 kontör 5 ytl ve kıbrıs içi konuşmalar için fazlasıyla ucuz sayılır ama bizde 19-20 ytl arası(marketlere göre değişen fiyatlar))..Yeni uygulamada daha ekonomik bir konuşma istiyoruz..

EN'LER



Yunanlılar, en fazla sigara içen millet. Kişi başı günlük sigara tüketimi 8 adet.Biz de kendimizi keş sanırdık..yunanlılara bak!!



Türkler, zamanlarını yemek yemekle geçiren ülkeler sıralamasında rakipsiz ara bir numara! Türk insanı, gününün 162 dakikasını yeme içmeyle geçiriyor.Yaşasın yemek yemekk:))bizim sloganımızda bu..




Birleşik Arap Emirlikleri'nin her 100 vatandaşının 176.5 cep telefonu var.
Doğal dır.. o kadar yasağın olduğu yerde cep telefonuna olan ihtiyaçta artıyor tabi..

16 Eylül 2009 Çarşamba

11 Eylül 2009 Cuma

İNTERNETTEN HIZLI GÜVERCİN VAR.



Winston adlı 11 aylık güvercin 85 kilometreyi 1 saat 8 dakika içinde alırken, internet ise 4 gigabyte büyüklüğündeki dosyayı 2 saat 7 dakika içinde indirdi.
Bu haberden sonra güvercin pazarında patlama olabilir.:)

TUVALETTE ATIŞ SERBEST.



Bıraktıkları izlenimi çok önemseyen ve tuvalette başkaları tarafından fark edilmekten hiç hoşlanmayan Japon kadınları için pırt,ıkınma vs gibi sesleri
bastırıcak bir cihaz icat etmişler.Cihaz hiç durmadan sifon sesi veriyormuş.Bu sayede rahat rahat işimizi görebiliyormuşuz.Bu cihazı mola yerlerindeki tuvaletlere koymalarını dört gözle bekliyorum..Uyku sersemi yüzümü yıkamak için girdiğim tuvaletlerde midem bulanarak çıkmama bi son olur.

8 Eylül 2009 Salı

ORSON WELLES'DAN UNUTULMAZ BİR PARÇA



Bazı şarkılar gerçekten zamana karşı geliyor.Bu parça herkes için bi anlam barındırabilecek nitelikte..nede olsa bir gün hepimiz yaşlanmayı tadıcaz...

BURDA ÇALIŞMA HEVESİ VAR











Burası dünyanın en büyük şirketlerinden birisinin ofisi...
Ancak ofisten çok büyükler için bir oyun parkını andırıyor.
İşten mi bunaldılar -ki bu pek mümkün görünmüyor- yüzme havuzunda bir iki kulaç atınca ne stres kalıyor, ne de dert...
Uyku salonuna geçiyorlar. Akvaryuma baka baka uyuyorlar.

Beyin fırtınası yapmak için en ideal çalışma ortamı olduğu kesin.Herkes böyle bi iş yerinde çalışmak ister(bende istiyorum)Dünyanın bir çok yerinde böyle ofislerin sayısı artıyor.Çalışanların verimi düşünülüyor.Ülkemizde tam tersine daha da katılaşan bir iş hayatı ortaya çıkıyor.Gelişmiş devletlerde uzun zaman önce olan çalışma ortamına geçiyoruz ki onlar şimdi bu yolu deniyorlar.Daha çok verim almak için çalışan memnuniyetine önem veriyorlar.Tabi şimdi genel olarak Dünyamız'da kriz var.Kimine geçti,kimine ise teğet geçti..Kriz ortamında çalışma şartları her yerde yoğun ve sıkıntılı bi hal aldı ama benim demek istediğim bu değil..
Biz bu ülkede beyin göçü veriyoruz.niye??.çalışan adama,okuyan adama ne kadar?? değer veriyoruz??..
Üniversite mezunu hakkını alabiliyor mu?? yada sınav sistemimiz bize istediğimiz geleceği verebiliyor mu?? yada 3 saat içinde ne olursan yalla!! deyip başından atıyor mu?...
Daha da derine inersek bu 'harika' olan sınav sistemimiz sayesinde ülkemiz'de anti-depresan hap kullanımı ortaokullara kadar düştü ki liselerde şeker niyetine kullanır olmuş..Bizim motive yöntemimiz de bu işte hayata atılmadan daha neyin ne olduğunu bilmeden..oyun oynayıp,eğleneceğin yaşta stresin ne olduğunu öğrenirsin,mutsuz olursun vs..niye? hayata atılınca daha da üzülme diye..:)) işte bizim sistemimiz budur.

Belki biraz sert çıkmış olabilirim ama her yıl yapılan istatistiklerde bunu gösteriyor.. sonuç olarak Türk halkı mutsuz çıkıyor..daha çok sorulması gereken soru var.Ama bi cevabı var mı bilmiyorum yani cevabı kim verecek onu hiç bilmiyorum..Hükümetimizin daha büyük sorunları var tabii..cevap verirler tabi anca 'davos a')

Ülkemizin de teknolojiyi gerçek anlamda üreteceği günleri..Eğitimin düzeleceği,kız çocuklarını okutmayanlarında bir şeyler okumaya başlayıp cehaletten kurtulup kızlarını/oğullarını okuttukları..stresle yaşı gelince nasıl olsa tanışacak olan liseli gençlerin,ergenliklerini sağlıklı yaşadıkları..vs...vs bir ülke görmek ümidiyle ...

BU BELÇİKA AÇILIMI...






BöYLE BİR KÖY DOLOMIT'LERDE VAR. GALAGENOVA EKİBİ HER YIL AGUSTOSTA ORDAKİ TÜRK FESTİVALİNE KATILIYOR. ONLARIN HİKAYESİDE YARALI BİR YENİÇERİNİN ONLARA SIGINMASIYLA BAŞLIYOR.

Hiçbir Türk'ün yaşamadığı ancak herkesin kendisini Türk 'hissettiği' Belçika'nın Faymonville köyünde festivaller düzenleniyor.
Kendilerini asırlardır "Türk" olarak adlandıran Belçikalı köylüler, geleneksel olarak Türk giysi ve bayraklarıyla karnaval korteji oluşturuyorlar.
Faymonville köyünde hiçbir zaman, hiçbir Türk'ün yaşamadığını belirten köylüler, kendilerine asırlardır "Türkler" dendiğini, "Türk Köyü"nün insanları olduklarını söylüyor, kendilerini "Faymonville Türkleri" olarak tanıtıyorlar.
Faymonville köylülerinin, Haçlı Seferleri'ne katılmayı ve Türklere karşı savaşmayı reddettikleri için "Türk" olarak adlandırıldıkları da rivayetler arasında

Fotoğraflarda görüldüğü gibi gerçekten bizim gibiler hemde belçika'da..Sanki bizden daha mutlu bir Türkiye oluştururlardı gibi geldi bana,onlar aynı dili konuşmuyorlar bile ama aynı duyguları paylaşabiliyorlar.Biz ise aynı dili konuşup,aynı havayı soluduğumuz halde,aynı corafyanın insanı olduğumuz halde birbirimize giriyoruz..ve bölünmeye çalışıyoruz.Ülkemizi birbirine düşürmeye çalışan dış güçler nasıl olmuşda bu küçük belçika'nın türk köyünü (türk hisseden insanlarını) görememişler ve asırlardır bölmemişler anlamadım :)
Şimdi bi açılımdır koptu gidiyor..Bakalım işin sonu nereye varır iyi mi olur? kötü mü olur ?bilemiyorum çünkü artık bu işinde suyu çıktı bu memlekette bir vatana sığamadık,bir vatana sahip çıkamadık,yalanlara kanıp durduk,gaza gelip durduk,herkes en nihayetinde İNSAN ama ne olduğumuzu bile unutur olduk...Buda bize belçika'dan açılım olsun..Hayırlı olsun..

7 Eylül 2009 Pazartesi

SİGARA İÇMEK YASSAH SA Bİ YOLUNU BULURUZ ELBET..



Yurdum insanından sigara yasağına karşı ilginç bir önlem daha..Daha ne diyebilirim ki..Yasaya koymadan on sene önce uyarmak gerekirdi..Aslında biraz düşününce böylesi
daha güzel demek geliyor içimden eğer on sene önce uyarsalardı kimbilir neler icat ederdik..:)

3G NE GETİRECEK??GÖRECEKSİNİZ..



Türkiye'de 3g teknolojisi başlamadan önce yaklaşık 4-5 ay önce kıbrısta kullanma fırsatım oldu.İlk başlarda eğlenceli bişeydi,ilginç bişey gibi geliyordu ama sonradan
suyunu çıkardık.Artık tuvaletlerde bile kullanır hale gelmiştik hele birde ilk aylar bedava kullanımda olunca gerçekten işin boku çıkmıştı:))Ben şimdi uyarıyorum en fazla 3 ay sonra ülkemizde'de aynı durumlara düşücez ve sıkıntı gelicek 3g'den.

3G'nin bilinmiyen bir getiriside var.3g ile birlikte ülkemizdeki baz istasyonlarıda bir hayli artmış oluyor.Özellikle küçük çocukların kansere yakalanma riskini epey arttırıyor.Teknoloji sunulurken insan sağlığı düşünülmez oldu.Sadece kar ve bu düzeyde ilerlemek sözkonusu oldu.Doğayı ve insanlığı biraz daha geriye götürdük sizce teknolojide ilerlemek bu mudur? 3G'yi kullanırken daha dikkatli olun.Telefonla bütünleşmeyin sadece iletişim aracı olduğunu unutmayın ki daha az radyasyona mağruz kalın:))

ŞAHAN-LİSELİM





Yakında pop müzik piyasası böyle olucak gibi görünüyor.:)

6 Eylül 2009 Pazar

GÖRSEL İLETİŞİM VE TASARIM


sadece vakıf universitelerinde var, adı da marjinal, karizmatik, ne guzel visual communication design diye yetenekli yeteneksiz pek cok kimseyi cezbeden bir bolum.
oysa cok zordur, yetenek, sabir ve candan gonul vermeyi gerektirir. bu hususta gittiginiz universitenin de payi buyuk elbette. kimileri genel bir iletisim fakultesi bolumu sanip, her seyden birazcik veriyor, kimileri gorsel tasarim, grafik derslerine agirlik veriyor.
yetenek her sekilde gerekli.

gorsel iletisim tasarimi ogrencisi olmak, entellektuel birikime sahip ve acik olmayi gerektirir. sinemayi, resmi, fotografi iyi bilmek, ayrinti cambazi olmayi sevmek, yenilikleri kurcalamak, projeler icin aylarca sabahlamayı, sayisiz cikti ve kayitla, engin bir sabri zorunlu kilar.
sinirleriniz bozulur, aglarsiniz, gunlerce bilgisayar karsisinda bir de okula oraya buraya kosturarak bunyenizi sarsar, hastalanirsiniz kimi kez.
gercek dunyayala bilgisayar ekrani arasinda ayrim yapamayacak kadar yorulursunuz.
pixeller, buyutme-kucultme hatalari, gorsel efektler, uc boyutlu animasyon programlari...
bir ufacik hatayla tum oyun nasil bozulur gorursunuz, haydiii yeni bastan.

zor bir bolumdur esasinda, hocalarin istedigi asla sunulan degildir.
zannimca hocalar da ne istediklerini tam bilmiyor ve fazla utopik seyler bekliyorlar.
yaparsiniz, bir suru masraflara girer, harcliginizi oyle eglenceye, gezmeye degil-kaldi ki vakit nerdeee- odevlere harcarsiniz.
o sinav gunleri yok mudur, proje teslim gunune kadar insanin sinirleri allak bullak olur.
verirsiniz rahatlarsiniz ama

sonra da bir bosluk...
guzel, seveni icin eglenceli, yaraticiligi korukleyen bir bolumdur. genctir, dinamiktir, turkiye'de ozeldir.
"aaa gorsel iletisim tasarimi mi? harika" seklindeki iltifatlari duyarsiniz bolca
amma ve lakin zorlugu, guzelligi esit.
secim yetenege, gelecekten beklentilerin sesine kalmis
insanin icindeki sese...

Gayet güzel ve beğendiğim bi açıklama düşüncelerimi tam olarak yansıtmış ekşi sözlükten bir arkadaş.Bu bölüm herkes için değil bunuda söylemek lazım,bir çok kişi 'zevkli dir herelde yaparız len'
düşüncesiyle girip bölümün zorluğunu görünce fikir değiştirirler yada değiştirmeyip kendilerine de bizede yazık etmiş olurlar.Hocaları hasta etmeyi iyi bildikleri için extra projelere bizi de katmış olurlar:)Bölümün en güzel özelliklerinden biride sözel derslerinde size kattığı düşünsel yararlardır.Tabiki üniversite ortamında her bölümün için de her derste almasını bilene böyle düşünsel tecrübeler vardır ama bu bölümde iletişim ve sanat dallarında okuduklarınız ufkunuzu geliştirir,görsel algınız gelişir,konulara çok yönlü bakmayı öğrenirsiniz vb..

Kısa ama özlü bi anlatım oldu.Tercih etmek isteyenlere yazıyı okumak faydalı olur:)

31 Ağustos 2009 Pazartesi




Festivaller ülkesi İspanya'nın Valencia kenti yakınlarındaki La Foia de Bunyol kasabasında yapılan meşhur domates savaşına bu yıl 40 bin kişinin katıldığı, 110 ton domatesin kullanıldığı bildirildi.Ben bu festivali düzenleyenlerin nasıl reklam yaptıklarını çözdüm herelde 'Salça olmak istiyorsanız hadi ispanya'ya..'))

ŞİRİN BABA !! ..PARDON ALİ KIRCAYMIŞ..AMA BENZİYOR DİMİ YA..



Bi şapkası eksik:)

IHLARA VADİSİ




Kesinlikle görülmesi gereken ve bol bol fotoğraf çekilecek bir yer.
Vadiye çok yakın olan Hasan Dağı ve çevresi I. ve II. zamanlarda oluşmuştur
Neojen ve IV. zamanda oluşan yükselmelere karşın havzalar oldukça düşük kalmıştır.
Hasan Dağı Volkanı'nın püskürmesine neden olan tektonik hareketler sonunda,çevre yüzeyini geniş bir volkanik tabaka kaplamıştır.Aynı hareketler sırasında kalkerin basınç ve sıcaklık
etkisiyle yarattığı kırık hattan fışkıran doğal sıcak suyu,yaprakhisar ve ıhlara arasında bulunan Ziga kaplıcaları'nda görebilirsiniz.Volkanik püskürme sonucu oluşan tüf taşları,rüzgar,erozyon ve diğer doğa etkenleri ile aşınmış,selime ve yaprakhisar'da karşınıza çıkan değişik görünüm ve renklerde Peri Bacalarını yaratmıştır.Ihlara Vadisi boyunca ilerleyen Melendiz Çayı ve çökmenin sonucu oluşan Kanyon,vadinin tabanını oyarak daha büyük bir derinlik kazanmıştır.Yer yer 100-200 metre derinliğe varan ve vadiyi ikiye bölerek akan Melendiz çayı,Aksaray yakınlarında uluırmak adını alarak tuz gölü'ne ulaşmaktadır.Ayrıca vadi'nin bir diğer görülmesi gereken özelliği ise vadideki kayalara oyulmuş freskli kiliseleridir.Herşey okadar güzel korunmuşki bize tarihi bir hazine sunulmuş.
Bence Ihlara Vadisi ülkemizin görülmesi gereken güzelliklerinde ilk sıralarda yer alıyor.
Bu gezi'nin tek bir dez avantajı olabilir ki oda sigara içiyorsanız(benim gbi) yada çok hamlamış bir vücuda sahipseniz vadiye iniş ve dönüşte çıkacağınız merdivenlerdir:)) ama 70-80 yaşında insanlar o güzelliği görmek için merdivenleri seke seke iniyorlardı gözlerimle gördüm:)tabi çıkışta nasıl bir performans sergilediklerini bilemiyorum artık :))

SET ORTAMI


Set ortamı gerçekten bambaşka bir ortamdır.Bende bu yaz öğrendim:) staj için' yalancı romantik' dizisi'nin setine gittim.Burda öğrendiklerim benim için çok değerli tecrübeler oldu.Staj süresi kısada olsa tecrübem hayli çok oldu ve girmek istediğim sektörlerden birini daha tanımış oldum.Uzatmadan madde madde anlatmaya başlıyorum.
İlk olarak set ortamını anlamak için gerçekten o ortama girmeniz gerekir.
b)hangi bölümde çalışırsanız çalışın(reji,makyaj,kostüm,sanat,prodüksiyon..)yaptığınız işden zevk almanız gerekiyor.Yoksa gece geç saatlere kadar olan çekimler sizi bunaltır.:)
C)İlk başlarda çok yorucu,sıkıcı ve asla çalışmam diyebileceğiniz bir ortam sonradan sevmeye başlıyorsunuz.Bu aynen bisiklete ilk defa biniyormuş gibi bir şey alışana kadar düşüp durursunuz tam bıkmaya başlarken işi kavrar ve tadını çıkarmaya başlarsınız.Nekadar yorucu olursa olsun pedalları çevirdikçe daha da çok haz alırsınız.
d)İnsan ilişkileri çok önemli çünkü sürekli iletişim içinde olmanız gerekiyor.Gerçekten sıcak bi ortamdır.Haftalarca yüzyüze aynı set içinde birbirine bakan insanlar için zaten en iyisi canayakın olmak diyebilirsiniz ama bütün setler böyle değil.:))
e)Kendinize güveniniz tam olmalı,size verilen işleri bıkkınlıkla değil zevk alarak yapmalısınız.Böylece hem başarılı olursunuz hemde tadını çıkarırsınız.(ben biraz kaytarmış olabilirim)
f)Emin olun çekim bittiğinde ve evinize gittiğinizde ayaklarınız kokucak,çok yorgun olucaksınız belki tv izlemeye bile vaktiniz olmayacak ama mutlu uyuyacaksınız.>set ortamını merak edenlere şimdilik anlatabileceklerim bunlar çünkü gerçekten anlamak için görmelisiniz.Aslında anlatıcak daha çok şey var ama onları ancak yaşayıp anlamlandırabilirsiniz.:))