31 Aralık 2014 Çarşamba

MUTLU MUTLU YILLAR

Hayatınızın en önemli iki günü; doğduğunuz gün ve neden doğduğumuzu anladığınız gün dür. Demiş ya şair ülen bende diyorum ki bu yılda üçüncüsü olsun be!?:) en mutlu olduğumuz yıl olsun,en sevdiğimiz en çok kazandığımız,en sağlıklı olduğumuz kısaca enlerin yılı olsun. sevgiler güzel insanlar yeni yılda yenilikler ile buluşmak üzere..:) YENİ HER ZAMAN İYİDİR ;)

TARKAN BABA ;)

29 Aralık 2014 Pazartesi

''SENİN YAPTIĞIN GİDER BENİM HOŞUMA GİDER''

''SENİN YAPTIĞIN GİDER BENİM HOŞUMA GİDER'' Evet ülke olarak yasaklara tutumumuzu bu şekilde açıklayabiliriz. Şöyle ki yasaklardan sonra 110 milyar adet sigara tükmişiz...
Araştırmaya göre ;''Hızlı tüketim ürünleri sektöründe gıdadan sonra en büyük paya sahip olan sigaranın kapalı alanlarda içilmesinin yasaklanmasına yönelik olarak 2008’de yürürlük yayınlandı. Ancak bu durum sigara tüketimini azaltmadı, aksine arttırdı. 2008’de sigara pazarının toplam cirosu 16.8 milyar TL’den 19 milyar TL’ye çıktı. Tüketim ise 110 milyar adede yaklaştı. Paket bazındaysa toplam 5.4 milyar paket sigara satışı gerçekleşti. Türkiye, dünya sigara pazarında en çok sigara satılan 8’inci ülke. Türkiye’de 18 milyon kişinin sigara içtiği tahmin ediliyor. 1 milyar kişinin sigara içtiği dünyada, Çin pazarın %39’una sahip. Dünyada yılda yaklaşık 5.4 trilyon adet sigara tüketiliyor.''

Buradan anlayacağınız ne kadar cins bir toplum olduğumuzun dışında ne kadar akılcı,sosyolojik ve iyi bir pazarlama taktiği ile yasakların bir tutulduğu olabilir !? ; )

8 Kasım 2014 Cumartesi

PARA İÇİN RUHUNUZU SATMAYA KARAR VERMEDEN ÖNCE BU FİLMİ İZLEYİN DERİM !

**MANYAK bir film**Craig (Pat Healy) işten çıkarılma darbesi aldığında bara gider ve soluklanmak için şişenin dibini bulur. Bu sırada, en son gördüğünde hapishanedeki hayatından çıkıp şimdi dışarıda tefecilikle uğraşan eski arkadaşı (Ethan Embry) ile karşılaşır. İkili,arada geçen zamanı yakalamaya çalışıyormuş gibi yaptıkları sırada, kendileri ile içki içmek isteyen ilginç ve zengin bir çifte, Colin (David Koechner) ve Violet'e (SaraPaxton), rastlarlar. Eğlenceli ve bir o kadar da esrarengiz olan bu çift, onları kazanç getiren bir tür üstünlük sağlama oyununun içine sokar. Partiyi eve taşıdıklarında ise her şey kontrolden çıkar ve gece korkunç bir hal alır. 
iyi seyirler

''TANRI TABLOSUNU YAPARKEN, ORADA OLMAK '' ADLI FOTOĞRAF ÇALIŞMAMDAN BİR KAÇ KARE İYİ SEYİRLER







;

UYARI : Fotoğrafların tüm hakları ''telif'' yasası gereğince koruma altındadır. Sosyal ağa ve satışı gerçekleştirilecek mecra,pazarlama/satış alanında kullanılması kesinlikle yasaktır. Aksi durumda karşılaşıldığı anlaşıldığında fotoğraflardan haksız kazanç sağladığını tespit edilen kişi/kişiler ve ya kurumlar hakkında yasal işlem başlatılacaktır. Tüm hakkı Tarkan Aydınonat'a saklıdır.

6 Kasım 2014 Perşembe

CAN YÜCEL'DEN, BİRİNE BAĞLANIP SONRA KIRILAN HERKESİN ANLAYACAĞI BİR ŞİİR

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden…
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
Can YÜCEL

NEDEN KAÇIYORUZ ? NELER KAYBEDİYORUZ ?

.
.
.
.
.
.
.
.
                        Bu başlık altında bir makale bile yazabilirim...ama kısaca önce geçmişimizden kaçarız, ardından kendimizden, isteklerimiz uğrana ki 478 kişiye uyguladığım anket sonucunda insanların yüzde 92.2 si istekleri doğrultusunda yaşıyor..yani istediğim evlenmek ama ihtiyacım olan sadece hayatıma odaklanmam da yardımcı olması için aşk,arkadaşlık paylaşmak vs..ama evlenmek değil..henüz değil..kısaca herkes istekleri doğrultusunda güne uyandığı için ihtiyacı olanı yaşayamıyor..hatta ihtiyaçlarından haberi bile yok. Ve gerçeklerden,fırsatlardan, yaşadığımız andan kaçıyoruz..,maddi kaygılar yüzünden sahte gelecek planlarına sığınarak..boş bir hayata koşuyoruz..

Neler mi kaybediyoruz ? önce günü kaybediyoruz..zamanda yenilerek uykuya dalıyoruz..ölmekten farkı ne ?.. aşk'ı, sevgiyi, bedenlerin buluşmasını, güneşi, kumsalı, yeni kitapları, filmleri, sohbetleri, zevkleri, hayalleri, dostluğu kaybediyoruz..hep bedava ve kazanması kolay olan şeyleri..sahte ve zor olan maddi şeyler uğruna feda ediyoruz...

Yarın uyandığınız da nasıl yaşadığınızı bir sorgulayın isterseniz..? her zaman vakit vardır..neyi yaşamak isterseniz ona..yeter ki isteyin ...




KASIMA BAŞLANGIÇ FİLMLERİ 1 ''BOY HOOD ''

İMDB: 8.6 En son Before Midnight filmiyle izleyici karşısına çıkan Richard Linklater'ın senaryosunu yazıp yönettiği film, çıkış noktası olarak yakın zamanda boşanmış bir çiftin, Mason ve Olivia'nın hikayesine odaklanıyor. Sahip oldukları tek çocukları ise artık anne ve babasının bir arada yaşamadığı gerçeğine alışmak ve bu yabancı düzen içerisinde yaşamayı öğrenmek zorunda. Çocuğun 6 yaşında başlayan bu yeni tecrübesini 12 yıl boyunca sürecek olan bir büyüme evresine yayan yönetmen, bu süreç boyunca yaşananları beyaz perdeye aktarıyor. Richard Linklater'ın, 12 yıllık bir süre zarfının belirli zaman aralıklarında çekimlerini tamamladığı filmin başrollerini Ellar Coltrane, Patricia Arquette ve Ethan Hawke paylaşıyor



MELANKOLİ BİR RUH HALİNDEYSENİZ Kİ BİR DE SEL DE TAZE AYRILIK VARSA İZLEYİN !


Romantik ve bilim-kurgu dalında kült filmler arasında yer alan '' ETERNAL SUNSINE OF THE SPOTLESS MIND '' ''SİL BAŞTAN '' Jim Carrey ve Kate winslet ın oyunculuğuyla ve ilgin kurgusuyla gönüllerde farklı tat bırakan filmlerden birisidir. Vaktiniz varsa ve ruh haliniz müsaitse tavsiye edilir..izleyin ! :)












BU HAFTA OKUMANIZ GEREKEN İKİ KİTAP VAR !

1. Davıd Mcraney tarafından kaleme alınan, sivri dili, yararlı bilgileri ile aklınızı kontrol etmenizi sağlayan sürükleyici bir kitap kesinlikle tavsiye edilir. *****



2.Kitabımız Jonathan Tropper tarafından yazılan çarpıcı bir roman aslında gerçek bir hikaye sayılır:/ Babasının öldüğü gün elinde doğum günü pastası kendi yatak odasında karısını patronuyla yatakta yakalayan bir adamın dokunaklı ve espiri dolu hikayesi  tavsiye edilir.****


29 Ekim 2014 Çarşamba

İTİRAF NİTELİĞİN DE KIZLARDAN ''ERKEKLERİ ÜZDÜK'' YAZISI BİRAZ MANİDAR ;)

Üzdük kızlar çok üzdük..
-  Futbol dan pekte haz almayan sadece amacı bizimle sarılıp anı biriktirmek için film izlemek isteyen adamlarla vakit geçirmedik,sırf ilgimizi çekmiyor diye uyumayı tercih ettik.clup ta, bar da bizi sarhoş edip yatağa atmayı amaçlayan herifler için onları üzdük
-En son okuduğu şey kitap niyetine kebapçının broşürü olan herifler için, sanattan,müzikten ve kitap okumaktan zevk alan entelektüel kültürlü adamları üzdük.
-elleri lahmacun kokan ,nasırlı kadına doymamış herifler için, elleri bakımlı aşk kokan hayata doymuş adamları üzdük.
- Konu eski sevgilisine gelince “kaşarın biriydi” diyen herifler için konu eski sevgilisine gelince “benim evvelimde sensin ahirim de” diyen adamları üzdük.
- her sabah sporuna,kılığına kıyafetine özen gösteren adamları, her sabah aynı çorabı giyen herifler için üzdük
- Aşağıya inmeye meyillenip bu seferde sen ödesen ya ! diyen herifler için paraya sıkıştığımızda varını yoğunu veren adamları üzdük.
-  kilo aldık diye söylenirken bize 'ben seni böylede seviyorum'' diyen her halinden belli olan aşk adamlarını.."götü göbeği saldın" diyen ayılar için üzdük
- Tencere görse elleriyle dalan yemesi bittimi işine giden ve "gakguk" geğiren herifler için, yemeğimize minnettar olan ve "sofrayı sen kurdun toplaması benden" diyen adamları  üzdük.
-makyaj yapmadık diye yüzümüze bakmaya çekinen herifler için "makyajsız halini daha çok seviyorum" diyen adamları üzdük.
- Arkamızdan iş çeviren herifler için arkamızdan el sallayan işe bile gitmek için bizden kopayan göz yaşını esirgemeyen Mert adamları üzdük.
- Orasının burasının fotoğrafını gönderen herifler için gözündeki aşkı gösteren adamları üzdük.
- Kullandığımız su bardağından tiksinip başka bardak arayan herifler için, burnumuzu eliyle silen  adamları üzdük.
- karizması çizilir diye temizliğe yardım edeceğine dışarı içmeye giden herifler için biz yorulmayalım diye  haber vermeden bütün evi temizleyen adamları üzdük.
- Gittiği partilerde kucak dansı yaptıran  herifler için, yabancı bir kadından para ustu alırken bile dikkat eden adamları üzdük.
- ”starbksda kahvaltı etmeden duramıyorumm!” diye triplere giren herifler için bizim hazırladığımız kahvaltıyı  "huzur" diye tanımlayan adamları üzdük.
- bizi hiç bir yere götürmeyen herifler için, canımız sıkılmasın,gezelim diye yırtınan adamları üzdük.
- Whatsapp’ta 7/24 online olup herkese mavi boncuk dağıtan herifler için eski telefonunu atan, Whatsapp'ı olan akıllı telefonu bizimle daha fazla konuşmak için satın alan adamları  üzdük.
-”arabada 5 evde 15 ” şarkısını baştan sona bilen herifler için “Ben seni sevdiğimi de dünyalara bildirdim” türküsünü bize okuyan adamları üzdük.
- doğum gününde köfteciye yemek yemeye giderken doğum günümüzü hatırlayıp bir yarımla doğum günü yapan  herifler için  “bugün benim miladım ” deyip dillere destan sürpriz doğum günü yapan romantik adamları üzdük.
- ”hadi görüşürüz ” deyip arkamızdan el bile sallamayan adamlar için “içim rahat etmez” deyip gece gündüz yaz kış dinlemeden evimize kadar bizi bırakan adamları üzdük.
- ”Gelirken bir şey alayım mı?” diye sorunca bin tane şey isteyen adamlar için ortak sevdiğimiz cipsi "birlikte yeriz, ” diyen küçük mutluluklarda  büyük anlar yakalayan adamların değerini bilemedik.
-hep aile baskısıydı, magazin forever dı,gösteriş ve rahat hayat 

merakımızdan " sen benim nefesim ol yeter ki,başka hiç bir şeyim 

olmasın" diyen adamları, altında arabası olan etiket sahibi, aşktan 

anlamayan,karakter yoksunu adamlar için üzdük
- Parasını bizden yararlanmak için kullanan herifler için bize tek taş almak için yemeyen içmeyen adamları üzdük.
- Tanışma anındaki 3. sorusu “evin boş mu?” diyen herifler için, zamanı geldiğin de "birlikte bir hayata var mısın ?"diyen adamları üzdük
- İlişkinin birinci yılında bir çiçek bile almayı unutan herifler için her gün çiçeklerle kapımıza gelen adamları  üzdük.
-Hasta olduğumuzda  sabaha kadar gözüne uyku girmeyen adamları, kıçını dönüp yatan herifler için üzdük.
-ayrıldıktan 5 gün sonra başkasıyla nişanlanan herifler için aşk defterini bizimle birlikte kapayan, aşkımızdan yaşayan cenaze yaptığımız adamları harcadık.
Evet kızlar biz Adam olanın değerini bilemedik..ve  o piç dediğimiz çoğu erkeği de aşk acısından biz yarattık ..olduysa böyle adamlar hayatınızda gidin geri alın onları,ikinci bir şansı kendinize verin!

Yazar: Gözü görmesini öğrenen binlercesinden biri olan bir Kadın. ''
Yazıyı yazana Not: Tabi ki hatasız kul olmaz. Herkesin hataları vardır. Zamanı gelince ders çıkarır ve olgunlaşır. sana tavsiye asla merhametsiz ve sahte olma!. 

Eğer sana son bir şans vermek için neleri göze aldığını görmeye çalışmadığın ve onca özel yaşanmışlığı hiçe saydığın sana aşık olan bir adamın elini boşlukta bırakan bir kadınsan bir daha asla aşk'ı hak ettiğin gibi yaşamayacaksın demektir..çünkü  asla seni kendi canından öte tutan bir adam çıkmayacak karşına çünkü seven bir kalbe son bir şans vermeyecek kadar taş bir yürek,aynı sonu yaşamaya mahkumdur. kusura bakma gerçekler bu hayat bu duygular bir dengesizin elinde oynayamayacağı kadar ciddi şeylerdir..seversen en güzel olan şey dir üzersen atom bombasına eşittir ve sadece üzdüğün kişide patlar ..bu da cinayetten farksızdır kızım.. hadi eyvallah; ) yazıyı paylaştığın için teşekkürler.

20 Ekim 2014 Pazartesi

AY'IN FİLMİ III ''CONTACT ''


Bilim kurgu severlere sürükleyici bir film.İYİ SEYİRLER.;)






KONU :'' Astronom Dr. Arroway, Bir gece Vega yıldızından gelen bir sinyal keşfeder. Arroway'in bu keşfi bütün Amerika'yı ayağa kaldıracaktır. İşin daha da tuhaf olan tarafı, Vega yıldızından gelen bu sinyaller birleştirildiğinde bir teknolojik aracın yapım planı ortaya çıkmaktadır. Bu bir truva atı mıdır? yoksa başka gezegen ve galaksilere seyahatin yolunu açan bir makine midir? Bunu öğrenmek için Amerikan Hükümeti makineyi yapmaya karar verir.''

P.S : '' Carl Sagan'ın aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan 1997 yapımı bir bilim kurgu filmidir. Yönetmenliğini Robert Zemeckisyapmış ve başrollerini Dr. Eleanor Ann "Ellie" Arroway rolüyle Jodie Foster, Palmer Joss rolüyle Matthew McConaughey, Ulusal Güvenlik Müşaviri Michael Kitz rolüyleJames Woods ve Dr. David Drumlin rolüyle Tom Skerritt oynamıştır.''

Groundhog Day - Bugün Aslında Dündü

Ay'ın ikinci filmi ''Groundhog Day'' konusu ve başarılı kurgulamasıyla eskilerden güzel bir film daha sizlerle. Her sabah aynı güne uyansanız ? bunu  bir lütuf mu yoksa lanet olarak mı ? algılarsınız . İYİ SEYİRLER : )


P.S:

 1993 yılında sinemalarda gösterilmiş bir komedi filmidir. Harold Ramis tarafından yönetilmiştir. Başrolde Bill Murray ve Andie MacDowell oynamıştır. IMDB en iyi 250 film listesinde 174. sıradadır

19 Ekim 2014 Pazar

''YALNIZLIK ÇAĞI VE İNTERNET'' ÜZERİNE GELİŞEN SOSYAL AĞ VE AŞKIN ÖLÜMÜ!

İnternetin tabiri caiz ise hava, su gibi doğal ihtiyaç olduğu bu dönemde, insanlar için sosyal olmanın yeni aracı olarak görülen internet, ironik bir şekilde yine insanları yalnızlaştıran bir canavar.
Dönem öyle bir dönem ki 'AŞK'; Sosyal medya üzerinden, magazin dünyası ve yalan zenginlik parodisinden baz alınarak oluşturulan, mükemmeliyetçi bir profil arayışı oldu. Ha tabi ki ülkemizde büyük bir çoğunlukta kadınlar için özgürlük arayışı olduğu da bir gerçektir. Zaten aşk a değil evliliğe aşık bir kadın profili varken erkeklerinde öz güveni gerilemeye başlıyor. Aşk'a değil paraya ve güce aşık bir erkek profili çıkıyor. Kadın ve erkekte oluşan bu kimlik bunalımından doğan gereksiz arayış, yine kendilerinden kaynaklı bir nevi etki-tepki olayıdır.

Yani başlı başına kadın ve erkeklerimiz yanlış ve yalan bir dünyanın içinde yer alabilmek için maddi ve manevi çaba harcıyorlar. Oysa ki aşk ve sevgi emek ister. Emek bedava dır ve verilir. Çaba harcanır, zorunludur ve sevgi yoktur. Şu hayatta hava gibi bedava olan ''sevgi'', ''aşk'' ve gülmektir. Bir yolu bir tarifi yoktur. Özgürce yaşanır. Acı olan bu kadar basit ve bedava olan ''aşk'' a ve mutluluğa yüklediğimiz saçma sapan düşünceler yüzünden ''aşk''ı sadece bir kere yaşanacak bir duygu  mutluluğu ise yakalayabilirsek yaşanacak bir şey sanmaya başlar olduk. Hayır ne aşk bir kereliğe mahsus, ne de mutluluk anlık..yitirilen sadece yeni başlangıca olan inançtır.

Mesela modern zamanın düzensiz ilişkilerinden görülen en klasik ve gerçek senaryo..Üniversite de veya son senesinde ilişkiye başlar çiftlerimiz tadını çıkararak birlikte harika bir sene geçirirler. İşler bundan sonra rengini değiştirir. Çünkü kız muhabbeti evliliğe getirir tabi oğlan da ister evlenmeyi ama askerlik ve iş vardır önlerinde..askere gitme kararı alnına kadar iyi maaşlı bir iş nişandı düğündü muhabbetleri genç bedenleri daha hazır olmadıkları bir yöne gitmeye sevk eder..kısaca belki de ruh eşi olan bu çiftimiz hazır olmadan geleceği düşünmeye başladığı ve ellerindeki harika günü yaşama fırsatını yitirdikleri için birbirlerini de yitirirler. İlk iş tecrübesi, iş hayatıyla gelen yeni bi hayal dünyası zaten aşkı olabileceği gelecekten geçmişe atmıştır artık...

Kıssadan hisse hiç bir şeye hazır olmadan kalkışmayın..evlilik, çocuk ve ya taşınmak, ya da yeni bir araba almak bir şeye hazır hissetmiyorsanız bırakın plan yapmayı aşkı bulmuşken günü yaşayın. Geleceği kontrol edebiliriz düşüncesiyle mükemmeliyetçi takıntılı biri haline dönüşüp günlerinizi çöpe atmayın.!!

Ama yapamıyoruz dimi ?   bu yalnızlık çağında mikropta kişinin kendisi ilaçta! Aşk yok olsa iş, o da olsa para, oda olsa zaman sürekli bir arayış ve bir sabah kendinize bunalım ve ardından gelen depresyon yüzünden yarın bu hayata devam etme sebebim var mı ? sorusunu soruyorsunuz ? yani depresyon kronikleşmeye başlıyor. İntihar etmeyi düşünüyorsunuz ? ki siz en güne neşeyle başlayan çevrenizin neşe kaynağı, en güvenilir dost, iyi kalpli bi melek olarak adlandırılan, iyi bir dost, iyi bir eş ve ya evlat olan siz..nasıl oldu da böylesine acı ve bencil bir düşünceye düştünüz..? cevabı basit hep yarını düşünmeye sevk eden bu düzende kendinizi dinlemeyi unuttunuz ? hiç soruyor musunuz kendinize ? beni ne mutlu eder diye ? mutluluk hep aynı yerde duruyor..sadece üzerinize inen ince ve karanlık tülden onu göremiyorsunuz.

Karanlık bir güne uyandınız. Durun!!
Ne aşk, ne işsizlik, ne de hak etmediğiniz bir hayat dürdüğünüz düşüncesi ve ya üstüne yaşadığınız acı tecrübeler hiç biri ve hiç bir şey, sıcaktan bunaldığınız bir günün akşamı, vücudunuza esen serinletici rüzgarı hissetmenize engel değildir. Kendine gel dostum
en canlısından müziğini aç ve soğuk bir duş al. Kendine 2 gün ayır.

                             EN İYİ İLAÇ SENSİN !
1. Gün Uyanış.
2. Gün Senin mutluluğun hangisi söyle ve al !

İki gün de de ihtiyaç olan tek şey not defteri ve kalem. Birinci gün kim olduğunuzu hatırlayın, okuduğunuz okul, işiniz, paranız ve ya aşkınız dışında siz varlığıyla değerli olan siz..işte şimdi oldu uyan.
İkinci gün kendinizi nelerin mutlu ettiğini bulup işleme koymak kalıyor. Yazın bu kadar basit huzuru ve mutluluğu nasıl ve nerede yaşamayı sürdürmek istiyorsun. Hep sine bir cevap ver. Huzursuzluğunun kaynağına in neden mutsuzsun ?  ve yüreğinden at onu. Hayatından etiketleri at, gereksiz konforu at.. sadece huzuru ve mutluluğu yaşa ömrünün sonuna kadar soluduğun her anında ..ve bunu geçimini bir sahil kenarında balık tutarak gerçekleştirmekte senin elinde, bir plazada yönetici ve ya çalışan olabilmekte senin elinde.. Nasıl mutlu olacaksan o güzellikte yaşa ve hayallerine ulaşmak mutluluğu aldığın her nefeste baki kılmaktır belki de..

Kendine gel ! kendi yarattığı yalnızlık çağının gençliği !!Hep zor ve pahalı olana düşkünlüğünden hayatın sana sunduğu bedava sevgiyi göremiyorsun.!!

FARKI FARK EDİN VE YOLA DEVAM EDİN AMA ÖNCE KENDİNİZDEN BAŞLAYARAK ''SENİ SEVİYORUM '' DEMEKTEN ÇEKİNMEYİN. SEVGİNİZİ İFADE EDEBİLDİĞİNİZ KADAR ÖZGÜR HİSSEDERSİNİZ.

SİZİ SEVİYORUM YENİ ÇAĞIN İNSANLARI ; ) İYİLİĞİNİZİ YİTİRMEYİN .. HADİ GÜLÜMSEYİN :)

16 Ekim 2014 Perşembe

For You - Serena Ryder





BU ARALAR GÜZEL BİR SES DUYMAK İSTEYENLERE..SANATÇININ -IT DOESN'T MATTER ANYMORE- PARÇASINI DA TAVSİYE EDERİZ ; )

12 Ekim 2014 Pazar

BU AY'IN SİNEMA FİLMİ ''SLIDING DOORS'' *****

Başrol de başarılı actris Gwyneth Paltrow'u gördüğümüz film 98 yapımı. Filmin yönetmeni  Peter Howitt. Konusu ve kurgusuyla sürükleyici ve düşündürücü bir film tavsiye edilir. ; )

Zamanlama, kader ve aşk üçgeni üzerine kurulu olan 'Silding Doors', rastlantılar, zor verilen kararlar ve tekdüze yaşamların süregeldiği modern dünyada, sadece bir kaç saniyelik gecikmenin insan hayatını nasıl değiştirebileceğini sergileyen bir film. Sliding Doors - Rastlantının Böylesi

11 Ekim 2014 Cumartesi

AMERİKA'YA İLK AYAK BASAN KAVİM TÜRKLER ''MELUNCANLAR''

New York'ta bulunduğum Sürede izleyip öğrenme fırsatı yakaladığım, ülkem de ise çok az kişi tarafından bilinen çarpıcı ve bir o kadar da gurur verici olan araştırmayı sizlerle paylaşıyorum. Yani kızılderiler de Türk mü ? sorusuna da cevap bulacağınız, aslında Western filmlerindeki haydutlardan, Abraham Lincon'a bir diğer başkan Garfield dan, Elvis Presly'e kadar oğu büyük Amerikalının da meluncanlar Türk kavminden olmalarını açıklayan cevaplarını bulacağınız geniş çaplı bir araştırma. İzmir ve Virginia arasında kardeş okul projesine adım olmuş tarihi bir çalışma. Eğer niye bu kadar duyulmadı diye sorarsanız onu araştırmayı başlatan Amerikalı prof. da dediği gibi bu saatten sonra kimse soyunun Türk olduğunu asla kabul etmez ellerine kanıtları sunduğumuz halde bile '' diye özetliyor..ama biz yine de bu bilgiden de yoksun kalmayalım.

'' Meluncanlar, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinde yaşayan toplulukları tanımlamak için kullanılan bir kelime. Özellikle de Orta Apalaşya’nın Cumberland Gap yöresinde, popülasyonlarının çok daha sık olduğu bilinmekte. Amerika’da, Meluncanlarla ilgili yaygın inanış, Meluncanların yerli, Afrikalı ve Amerikalılar gibi farklı etnik gruplarla karışmış bir topluluk olduğu yönündedir. Amerika’daki tanınma şekilleri ise “tam beyaz olmayan” gruplardan oluşan bir etnik yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Amerika’da köyleri yakılıp yıkılan, tüm yasal hakları ellerinden alınan ve toplum içinde dışlanan Meluncanlar ile bizim ilgimize gelince 1988’li yıllara bakmamız gerekecektir.
1990’lı yıllarda, İrlanda’dan Amerika’ya göç eden bir topluluğun üyesi olan ya da üyesi olduğuna inanan ve her zaman İrlandalı olmakla gurur duyan N.Brent Kennedy, İskoç ve İrlandalılarda genetik olarak hiç görülmeyen bir hastalığa yakalanır. Kennedy’nin hastalığı Akdeniz Anemisi’dir. 8 aylık bir tedavi sürecinden sonra Kennedy iyileşir, fakat aklına soru takılmıştır bir kere.. Acaba soy köklerinde onun bilmediği bir şey mi vardır? Böylece Kennedy bu konu üzerinde araştırmalar yapmaya başlar. Kennedy’ye göre kendisi ve akrabaları, diğer Amerikalılara nazaran, ten rengi anlamında oldukça farklıdır. Ne Amerikalılara benzemektedirler, ne de Zencilere. Ve bu zamana dek, soy geçmişinde Akdeniz Anemisi rahatsızlığına tutulan ilk kişi de değildir. Pek çok akrabası bu hastalığa yakalanmıştır. İşte bu arayış sürecinde Kennedy yeni bir etnik topluluk ismine rastlar : Meluncanlar.. Bu ismi daha önce ailesinden de duyduğunu hatırlar. Ve en sonunda ailesinin kökenlerinin de Meluncan olduğuna ulaşır. Onları Akdeniz’e bağlayan köprü ise hala bir soru işaretidir… Melungan ismini, kökenlerine kadar irdeleyen Kennedy, bu ismin Portekiz dilinde denizci anlamına gelen Melungo kelimesinden geldiği bilgisine ulaşır.
Amerika tarihinde Meluncan olmak, zulüm görmekle eşanlamlıydı. Amerika’nın mevcut yasaları onları korumuyor, onların tüm haklarını ellerinden alıyor ve onları kendi yaşadıkları topraklardan dağlara doğru sürgün ediyordu. Bu nedenle pek çok Meluncan kendince bir soy miti oluşturmaya yöneldi. Kennedy’nin ailesi de bir Meluncan olarak kendilerini İrlandalı-İskoç kökenli olarak tanıtmayı tercih etti. Her Meluncan, kendini beyaz bir ırka dayandırarak bu acılardan kurtulmayı seçiyordu..
Kennedy araştırmalarında, Amerika’da yaşayan Chereoke kabilesiyle de akrabalıkları olduğu bilgisine ulaştı. Bunu kendi aile büyüklerinden de defalarca duymuştu. Ancak bu bilgi de, Akdeniz Anemisi hastalığını neden taşıdığını açıklamıyordu. Kennedy araştırmaya devam etti.İpuçları Kennedy’yi Portekiz’e ve İspanya’ya götürdü. Özellikle uzun yıllar Müslüman hakimiyetinde kalan İspanya, reformlarla birlikte ülkesindeki tüm Müslümanları Engizisyon’da yargılamaya ve katletmeye başlamıştı. Henüz daha yeni keşfedilen Kanarya Adaları’na sürülen Mağripli Müslümanlar Osmanlı Donanması’na katılarak Portekiz ve İspanyollardan bir nevi öc alıyorlardı. Bu durum Müslüman Meluncanların durumunu izah edebiliyor fakat, kuzeydeki Meluncanların durumunu açıklamakta yetersiz kalıyordu.
Akdeniz Anemisi rahatsızlığının ardından, Behçet hastalığına tutulan Profesör Kennedy için doktorların yaptığı açıklama bu hastalığın Türklere özgü ve Akdeniz toplumlarına ait bir hastalık olduğuydu. George Town Üniversitesi Rektörü Profesör Kennedy araştırmaya devam etti..
İnebahtı’da yenilen Osmanlı donanmasından 5000 kadar asker Haçlılar tarafından esir alınmıştı. Osmanlı askerleri dışında esir alınanlar arasında Kızılderili, Afrikalı kölelerde bulunuyordu. Haçlı donanmasının kaptanlarından Drake, bu insanları Amerika kıyılarına bırakıp geri dönmüştü. Tüm sır belki de buradaydı. Peki bu insanlara ne olmuştu? Belgeler bu esirler arasında en şanslı olanların Türk esirler olduğunu gösteriyor. Dönemin en güçlü imparatorluğu olan Osmanlı’dan çekinen Haçlılar, Amerika kıyılarına bırakılan Türk esirlerden 200 kadarını bizzat, Elizabeth vasıtasıyla Osmanlı’ya teslim ediyor. Geride kalan esirlere ne olduğu ise tam bir muamma..
Bu araştırmalardan sonra Kennedy Meluncanların kökeninin Akdeniz’e dayandığını ispatlamış oldu. Bilinen ilk Meluncanların da Müslüman oldukları ortaya çıktı. Kennedy ilk atalarının günün belli zamanlarında, belli bir tarafa doğru yöneldiklerini ve kültür-fizik hareketlerine benzer hareketler yaptığını ortaya koydu. Bu aslında Müslümanların iyi bildiği namazdı. Türkiye’de yaptığı çalışmalarda, camiiye gidip araştırmalar yapan Kennedy, atalarının tam olarak yaptıklarının namaz olduğunu gösterdi. İlk Meluncanlar Müslümandı !
Kennedy Akdenizli olduğunu kanıtlamıştı. Fakat o hangi Akdenizliydi? Türk, Bask, Berberi ya da diğerleri? Amerika kıyılarına getirilen bu esirlerin orada kendilerine kucak açan Kızılderililer ile kaynaştığı iddia ediliyor. Araştırmalar, bu esirlerin Amerika ve Avrupalılar tarafından hiç tüketilmeyen bulgur yediğini, oralarda pek tercih edilmeyen koyun eti sevdiğini ve nazara inandığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda erkeklerin başına sardığı sarıklara da sadece Meluncanlarda rastlandığı görülmektedir. Hatta kahveyi tıpkı Türkler gibi içiyorlar ve ters kapatıp fal dahi bakıyorlar. Tüm bu gelenekler bugün de devam ediyor..
Özellikle son yıllarda yapılan soy araştırmaları çerçevesinde, Meluncanların köklerinin Türklere dayandığı görülmektedir. Bu zamana kadar pek çok etnik grubun Türk olduğuna dair, gerçekliğini bilimsel verilerle tam olarak kanıtlayamadığımız bazı şehir efsaneleri olsa da, Meluncanlar konusunda yapılan çalışmaların büyük bir kısmı bu durumu kanıtlarla da destekliyor nitelikte. Meluncanlarla ilgili yapılan en kapsamlı çalışma Profesör N.Brent Kennedy’e aittir. Kennedy’nin yaptığı araştırmalarda, Meluncanların asıl kökeninin on altıncı yüzyılda, İnebahtı Deniz Savaşı’nda, Portekiz ve İspanyollara esir düşen ve sonrasında Amerika’ya getirilen Osmanlı-Türk leventlerine dayandığı görülmektedir. Bazı araştırmalarsa Meluncanların Afrika kökenli olduğunu iddia etmektedir.
ABD’nin, 1996-2005 yılları arasında görev yapan İstanbul Başkonsolos’u David Arnett, baba tarafından %25 Türk olduğunu ve atalarının Meluncan olabileceğini iddia etmiştir. Bunların yanı sıra Abraham Lincoln, Ava Gardner, Tom Hanks, Lisa Halter ve Elvis Presley’in de içinde bulunduğu Amerikalı pek çok tanınmış kişinin Meluncan olduğuna dair yüksek kabul gören bir iddia da bulunmaktadır.
Yapılan pek çok araştırmaya rağmen, Meluncanların etnik kökeni tam olarak bilinmiyor. Amerikan İç Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ırk problemlerinin ardından, artık takati tükenmiş olan Meluncanlar kendilerini Amerika topraklarında “yabancı” kılmayacak bir köken aramaya yöneldiler. Onlar Amerika’nın bu zulmünden kurtulmak için kendilerini İspanyol ya da Portekizli olarak takdim ettiler. Profesör Kennedy ile birlikte kökenlerini bilmek isteyen Meluncanların sayısı azımsanmayacak ölçüde. Amerika’da yaşayan pek çok Meluncan da, bilimsel veriler ne söylerse söylesin, kendilerini Türk olarak kabul ediyor ve Türk olmakla gurur duyuyorlar. Zaten bu zamana dek getirdikleri geleneklerin, Türk adetleriyle örtüşmesi, onların Türklere olan sevgisini daha da arttırmış durumda. Meluncanlar, yani Amerika’daki bu bir avuç insan kökenlerinin Türk olduğu konusunda ısrarcı. Kendilerini Osmanlı torunu olarak takdim ediyorlar ve hala Amerika’da Türkler gibi yaşıyorlar. Ve bugün pek çok Meluncan, Türk olduğunu DNA testleri ile de kanıtlamaya çalışıyor. ''
Kısacası diyeceğim o ki ülke Türk tarihine biraz daha önem versek hani, Tarihi bilinen değerli bilgileri yerinden oynatacak bu araştırmayı ülkenizde destek verip bu araştırmanın üstüne gidip doğru ve gelişen tarihle daha çok övünsek hani benden söylemesi, imkanı verin size Unutulmayacak bir proje vereyim : ) 
Tarihle,bilimle ve insanlıkla kalın canlar..Cahil kalmayın ; ) 
sevgililerimle, 
Thanks for awesome research to N.Brent Kennedy
 best regards 

7 Ekim 2014 Salı

EMEK VERİLİR..ÇABA GÖSTERİLİR..SEVİLEN HER ŞEY EMEK İSTER..DOĞAYI SEVMEK İÇİN ÇABA GÖSTERMEYİN..UNUTMAYIN HEPİMİZ DOĞANIN BİR PARÇASIYIZ ; )



  ''yolu olmayan ormanlarda mutluluk vardır
yalnız yürünen deniz kıyısında sevinç
topluluklar vardır,kimsenin zorla girmediği derin denizlerde
ve sessisinde de müzik
insanı daha az seviyorum diyemem ama doğayı daha fazla..''

Nightmare Before Christmas

Bugün ne izlesem diyorsanız. Stopmotion animasyonun babalarından Tim Burton dan bir efsane :)) keyifle izleyeceksiniz. iyi seyirler : ))















http://unutulmazfilmler.com/the-nightmare-before-christmas-noel-gecesi-kabusu.html#izle

GÜNDEMDE BU ARA 2014- KANLI BAHAR

Şimdi orta doğu'da IŞİD' diye yeni,zalim,sapık ve kalabalık bir terör örgütü türedi.(tıpkı cehaletin kanlı ellerde buluştuğu yüreksiz insanların oluşturduğu diğer terör örgütleri gibi..) Bildiğiniz gibi bulunduğu alanlardaki bölgeleri yavaş yavaş işgal edip masum insanları öldürüyor,kafa kesiyor..tecavüz ediyor..her türlü iğrençlikle zalimliğine Dünya'nın gözü önünde büyük patronların planlarına son noktayı koyacağı ana kadar da devam edecek..Her neyse Kobani diye kürt çoğunlukta olan bir bölgeyi ele geçirmeleriyle birlikte dananın kuyruğu kopuyor..30 senedir Türkiye'ye kan kusturan, çoluk,çocuk öldürüp doğu'nun cahil ve gelişmemiş kalmasını sağlayan ve bundan rant kazanan bizim topraklardaki terör örgütü PKK ve meclisteki uzantıları devleti bize yardım edin yoksa bizde sizi vururuz,yine bombalar patlar şehit vermeye başlarsınız, ülkenizdeki huzuru en iyi yaptığımız şekilde bozarız diyorlar...Dün akşamdan itibaren İstanbul da dahil olmak üzere doğu bölgelerimizdeki illerde özellikle protestolar ayaklanmalara ve çatışmalara döndü..Gezi vardı bir de o zaman bunlar barış sürecindeydiler..neyse bu alakasız bir süreç..kısacası bölgemiz ve ülkemizin öyle bir suyu çıktı ki tabiri caizse herkesin kafası güzel..30 yıldır sana taş atıp kaçan,fırsatını bulduğunda sıkıştırıp canını yakan kişi aynı kanlı ellerden çıkma kukların daha kalabalık bir şekilde kendisine saldırınca canına kast ettiği türkiye den  yardım istiyor ve bunu da yine küstahça ve yabanilikle yapıyor...Ülkemin başında kiler zaten anlatılmaz yaşanır cinsten..bi gün öle bi gün böyle..sırf koltuk uğruna ülkenin kenara atıldığı hırs ve entrşkalarla dolu bir kontrol mekanizması..kısaca artık hükümetin tepkisine bir anlam yükleyemiyorum..

Ülke bir yandan  600.bini üniversite mezunu olmak üzere 225 bin iki üniversite mezunu olan kalifiyeli işsize ev sahipliği yaparken..bu arada dış politikada ve yabancı basında eleştirilip iteleniyor Bunlara tabiri caizse artistlik yapacağız diye ülkeyi mülteci cenneti yapıyor..yardım etmek çok güzel ve insani bir görevdir..ama bunu sosyoloji,iletişim,hizmet ve ekonomik açıdan hazırlanmamış,projelendirmemiş üzerinde çalışılmamış bir halde yapıyor. O zaman ne oluyor..ülkenin sokaklarında suç artmaya başlıyor..İstihdam dibe vuruyor..vergiler yetmiyor..sokaklarda dilenerek..bedenini satarak..hırsızlık..yaparak yaşamaya çalışanlar artıyor...ve elektrik,benzin,su,et,doğal gaz halkın cüzdanından biraz daha para eksiltmeye başlıyor..Farkında mısınız  21.yüzyılda sakızdan farkı olmayan en yaygın iletişim aracı cep telefonları bile ülkemizde asgari ücretle yaşayan bir hanenin 3 aylık kazancına denk geliyor. Arabanın lüks değil ihtiyaç olduğu bu dönemde, üstüne birde toplu taşımacılıkta sınıfta kalan belediyeler sayesinde hayat iyice çekilmez oluyor..zaten drama müzik kültürüne sahip bir ülkeyiz..müziğin sesini biraz açınca ..gülen yüz görmek 10 da 3 oluyor..oda semtine göre değişiyor..

Avrupa'nın en genç nüfusuna sahip gümbür gümbür büyüyen ama gerileyen bir ülkeyiz. Bu gençler artık ''AŞK'' ın nedemek olduğunu bilmeden büyüyorlar. Anlamını bilen nadir azınlık ise iş derdine düşüyor evlensek ev araba kira düğün salanu yüzük altın cart curt derken hayat:4 genç:0 yuva kuruyorlar.4' 4 lük bir hayat umut ederken, Ay sonunu getirelim yeter demeye başlayıp yıllarca büyüttükleri hayallerinden,zevklerinden,hobilerinden,alışkanlıklarından vaz geçiyor..hayatlarında kısıntıya gidiyorlar..istatistik kurumu diyor ki 2014 te türkiye de insanlar yaşam standartını en aşağı çekmişler. Yani et yiyeceğine .mantar alıyor ki et gibi hissetsin ve ya yıllardır içtiği sütün markasını değiştiriyor ucuz olsun tadını boş ver diyor... boş vere boş vere bu insanlar 3 günlük dünyayı istediklerini kursaklarında bırakarak,anlık mutluluklarla ve yaşamayı unutarak bir gün ölüp gidiyorlar...

Nasıl bir döngü'nün yaratıldığının farkında mısınız?  sağlık,eğitim konularına hiç girmiyorum..Sizler bu ülkede insanlığı öldürdünüz..pırıl pırıl gelecek vaadiyle ne dahileri her gün simit tezgahına mecbur ettiniz..okulları,iş hayatını kadınlara genel ev  diye nitelendirip bir de zaten gülmeyi unutan cehalete ve asosyal bir yaşama hapsolmuş insanlara gülmeyi de kahkaha atmayı da ''tüh'' kaka yaptınız..

yazasım kaçtı..hep olumsuz,negatifsin be gündem ...

ha bu ara da Acun sörvayvıra başlıyormuş yeniden nihat doğana teklif gitmiş tekrar.Memleketimin türkücüsü sıcak bakmış teklife..naouma düşüneyim demiş..dizi sezonu da hızla devam ediyormuş..hadi TÜRKİYE televizyon başına !! uyuyun ya sallayın hayatı  ha valla en güzeli..)







tüm umudum konuştuğum diline,bastığım toprağına,var olduğumuz tarihimize aşık biri olarak 
nefes aldığım yarınlarda yüzümüzün güleceği bir ülke istiyorum . iyi düşünelim iyi olsun dimi..)





'


24 Ağustos 2014 Pazar

ah insanlık ah suyunu çıkardınız !!

Suyu çıktı bir dur deseniz, bu sıcaklarda buzlu su dökmekten bağış yapmayı işin amacınıda unuttunuz oyun yaptınız..gidin dışarı Bi kap su bırakın hayvanlar nasiplensin,gidin suyu çeşmesinden akmayana yardım edin sevap işleyin..sosyal olmadan önce sosyal düşünmeyi unutmayın derim.


7 Ağustos 2014 Perşembe

farklıydık güzel olanda buydu ya..

Farklılıklarımız değil miydi ? Bizi birleştiren,,yaşamadığımız şeyleri yaşayıp bizi tamamlayan..sen değil miydin ?  Yakan sıcağıyla kavuran güneşim,bense karanlığına ışık olan Ay'ın..sen bedenimi rahatlığına huzuruna bıraktığım kumsalın,ben sonunu daha bilmediğin durgun,dalgalı denizin değil miydim? Sen beyaz içinde siyah ben siyah içinde beyaz olmadık mı,buluşması tenlerimiz daha yaşanacak onca güzelliğin başlangıcında..hatalarımız değil miydi bizi büyüten,küçük kalplerimizi kanatlandıran aşk değil miydi? Ders almadık mı aşkımızı yoran hasretlikten..zaman aksın dürüstlüğüyle yaralı bedenlerimizden.. Belki bir gün değerini anlarda uçtuğun bu avcuma tekrar konarsın mavi kuş..ama şunu unutma özgürlük her şeyi yaşamak değil ,kalbini saranın elini tuttuğunda hiç bir şeyi yaşamaya zorunda olmamaktır..07.08.2014 Tarkan Aydınonat. 

29 Temmuz 2014 Salı

AYRILIĞA VE DEVAM ETMEYE DAİR..DEVAM ET..



Bence önemli olan bu sessizlikte,yüreğinin sesi sandığın yalNızlığı susturup kendin olmayı bulmalısın
çünkü hayat bu yaşlarda öğretmeye başlıyor..,yani bu yaşa kadar aileden anadan babadan okuldan üniden öğrendin
ama şimdi kendini bulma vaktin
bunda doğal olarak tek başınasın..
içinden çıkılmaz gibi gelsede,uykularını kaçırsada ki benim uyuya bildiğim de söylenemez..
ama kendini buldum bugün..

bir zamanlar derdim ki; Ankara da canım Bodrumda yarım İstanbul da kanım kaldı diye zamanı uzun ve aşkla geçen ,yaşadığım şehirlerde bi gelecek var sanırdım..tabi zamanla şehirler sabit kadınlar farklı oldu..
ama sadece hepsi geçiş aşamasıydı..kendinin değerini bileceksin..bu hayatta önce kendine sorumlusun !
taşıdığın candan, aldığın nefesten sen sorumlusun..önce sen olmayı sakın unutma..bazen insan duygularına o kadar güveniyor ki
gözünü kör edebiliyor..ama hayat bir sonraki sabah, yine gülümsemeni bekliyor..
kendini sebebin nekadar doğru gelsede esaret altına sokma..
ayrılıkta kimse kazanmıyor.. iki tarafta kaybediyor ama bi taraf daha fazla kaybediyor..
bu benim derken aslında ''o'' oluyor.. ve hayat devam ediyor be nedersen de..bu böyle...
uykularında kaçsa,yemekte yiyemesen,hiç odak noktan bile kalmazsa sonunda
değmiyor her insan bi diğerinin  hayatında bi neden oluyor..bi amaç bi geçiş
ne dersek diyelim buna..ama sonunda seni büyüten tecrüben 'o' oluyor..
bazen dünyayı dinlemeye başlamak gerek..hissettiklerinle,gittiğin yol seni yıpratmaktan başka bir şeye yol açmıyor..
kulak ver dış seslere yoğur yüreğinle..ne duyarsan onu yap! ama duymak için yüreğini bilmek duinlemek gerekir
...
sen şimdi yüreğini dinlemiyorsun, emin ol onun bilmesine izin ver yüreğine, senin farkında olmadıklarını fısıldasın sevdiklerin
 sen zaten sonra doğru olanı yapacaksın..ve unutma yarın mutsuz gün yok biz bu dünyadan elbet geçer gideriz..ama güneş doğmaya devam eder..
işte bazen suyuna git hayatın.. ; )

ve ben ne kadar çok şey söylesemde aslında hiç bir şey bilmiyorum..ben bugüne kadar hayatı yaşadım..şimdi  hayaTıMı yaşamaya başlıyorum..
yani bende büyüyorum bu kadar ...sen sadece  kalp kırma..kırıl ,,doğrulur yola devam edersin ama kırma,ağlatma o zaman çökersin...Ve acı ..acı dediğin çekilir..ki tadını aldığında hayatın sıkıca tutun.


30.07.2014 Tarkan

GÜNAH..

İnsan geçmişte yaşadığı bütün travmalardan sıyrılmalı,asla kaçmamalı ..içine atıp yaşadığın her şeyi bir gün sevdiğin insanlardan çıkarırsın..sorunlarını kabul etmelisin..ve büyük hissetmenin yolu kalp kırarak bir insanı kötülemek asla olmamalı çünkü bu günaha giden yolu açar..ve okadar iyisindir ki günah işlediğine de kimseyi inandıramazsın..y ani günah bile çıkaramaz..vicdanınla baş başa yalnızlaşırsın..bu seni aslında olman gereken iyi kişiye dönüştürür ve bir daha asla aynı hatayı yapmazsın çünkü Bi kere yakmışsındır yüreğini ve  alev alev seni yakacak olanda kendi kurduğun cehennemindir...bundan sonrası boğazında düğümlenen kocaman bir keşke ve pişmanlığın öğrettiği acı tecrübeler den ibarettir.sonuç büyüdün ama hayatının o zaman dilimi deki tüm güzellikleri ve geriye alamayacağın zamanı kaybettin...her insan hayatının bir dönemine kadar ''yang " olur yani iyidir belkide son nefese kadar öylede kalabilir ama ruhunla barışmayı bilmezsen "ying" i en mutlu olacağın zamanda ortaya çıkmış bulursun..bu da sana bir aşka,ve avcunda biriktirdiğin bir yığın kırık kalbe sebep olur..siz siz olun öfkeyi yüreğinizden,  gururu aşkınızdan,  geçmişi hayatınızdan uzak tutun..bu benim tecrübemdir yani hatalarımın işlendikten sonra  ruhuma   rütbe olmuş şeylerdir..


.Tarkan  29 temmuz 2014 

25 Temmuz 2014 Cuma

DÜNYAYI NASIL KURTARSAM ACABA?


Hmm bu akşam hangi kostümü giysem acaba?! Keşke 


dünyayı kurtarmak bu kadar kolay 


olsaydı yine de biz,günü kurtaralım yeter ;)

26 Ocak 2014 Pazar

O ŞİMDİ ASKER !!

                                                                     (Resim alıntıdır)

Herkese merhabalar askerden kucak dolusu sevgiler, 6 kasım 2013 den beri askerim :) özet geçmek gerekirse 81 ilden her türlü insan , neandertal ve evrimini tamamlayamamış kişilerin toplandığı mantığın yok olduğu, sporun  bol olduğu , şartların zor olduğu bir zaman dilimine askerlik diyebiliriz.

İnsan burada gerçekten dünya'ya daha önce hiç bakmadığı açılardan bakmayı öğreniyor. Askerlik süresince sivil hayatta oluşan sıkıntılarını, kaybettiği yakınının acısını bile asker ocağında verdiği yaşam mücadelesinde unutuyor.
İlk ay neredeyse uçan kuşa bile küfreder bir yapıya büründüm..yani sabretmeyi ve sövmeyi öğrendim..aklımdaki vatani görev tanımı böyle değildi tabi ki..yemekhane ye yemeklere saldıranlar 1000 tane ekmek varken toplamda 500 askerin 1 ekmek için kavga etmesi, tuvaletlerden bahsetmek bile istemiyorum.....2'inci ay'da daha ılımlı spora hevesli biri oldum boş ver demeye daha çok yatkın,isyan etmekten yorgun, yemekleri seven bir yapıya büründüm..aslında devlet baba imkanları iyileştirmek için uğraşmıyor değil biraz baştakilerin ve askeriyeyi mapushaneye çeviren asker çoğunluğu dışında çok da kötü bir şeyin olmadığını fark ettim ..kısacası işin felsefesini kapıp sisteme girmez iseniz kendinize işkence olursunuz..burada harbiden aslan kediye boğduruluyor. Sesiniz çıkmaz oluyor. Ama beni en çok üzen uzun dönem askerlerin askeriyede döndürdükleri uyuşturucu ticareti ve genç bedenlerine verdikleri zarar..o kadar fazla ki bu oran şaşarsınız !! ve askeriyede!! gençler eğlenmeyi uyuşturucu kullanmak olarak algılamışlar...anlatacak çok çok çok şey var ama bunlar şimdilik kısa bir özet sadece.. şuanda 3'üncü ay' ın içerisindeyim ve fikirlerim çok gelişti,değişti,,daha güçlü olgun bir adam oldum ama kafam da çok da soruyla buradan ayrılacağım kesin..şimdi burası bana güzel vatani görev sisteme girince güzel...ama askerliğe ne için gelinir diyorsanız  bence hayatınızın kıymetini anlamak için  olabilir..zaten biliyoruz demeyin..evinizde tuvalete girmek veya tuvalet kağıdı yada  temiz su,  anne yemeği ,banyo ,ayakkabınız vs.. bunların değerini anlayacaksınız ,ya da çocukluğunuzun ne kadar güzel geçtiğini anlayabilirsiniz..80-90 kuşağın daysanız şansınızı hayatının kıymetini iki kat daha iyi anlayacaksınız ...; )

herkese sevgiler  askerlik biraz anlatılmaz yaşanır ..;) hayde istirat et !! SAĞOLL !!

ŞAFAK 90