29 Ekim 2014 Çarşamba

İTİRAF NİTELİĞİN DE KIZLARDAN ''ERKEKLERİ ÜZDÜK'' YAZISI BİRAZ MANİDAR ;)

Üzdük kızlar çok üzdük..
-  Futbol dan pekte haz almayan sadece amacı bizimle sarılıp anı biriktirmek için film izlemek isteyen adamlarla vakit geçirmedik,sırf ilgimizi çekmiyor diye uyumayı tercih ettik.clup ta, bar da bizi sarhoş edip yatağa atmayı amaçlayan herifler için onları üzdük
-En son okuduğu şey kitap niyetine kebapçının broşürü olan herifler için, sanattan,müzikten ve kitap okumaktan zevk alan entelektüel kültürlü adamları üzdük.
-elleri lahmacun kokan ,nasırlı kadına doymamış herifler için, elleri bakımlı aşk kokan hayata doymuş adamları üzdük.
- Konu eski sevgilisine gelince “kaşarın biriydi” diyen herifler için konu eski sevgilisine gelince “benim evvelimde sensin ahirim de” diyen adamları üzdük.
- her sabah sporuna,kılığına kıyafetine özen gösteren adamları, her sabah aynı çorabı giyen herifler için üzdük
- Aşağıya inmeye meyillenip bu seferde sen ödesen ya ! diyen herifler için paraya sıkıştığımızda varını yoğunu veren adamları üzdük.
-  kilo aldık diye söylenirken bize 'ben seni böylede seviyorum'' diyen her halinden belli olan aşk adamlarını.."götü göbeği saldın" diyen ayılar için üzdük
- Tencere görse elleriyle dalan yemesi bittimi işine giden ve "gakguk" geğiren herifler için, yemeğimize minnettar olan ve "sofrayı sen kurdun toplaması benden" diyen adamları  üzdük.
-makyaj yapmadık diye yüzümüze bakmaya çekinen herifler için "makyajsız halini daha çok seviyorum" diyen adamları üzdük.
- Arkamızdan iş çeviren herifler için arkamızdan el sallayan işe bile gitmek için bizden kopayan göz yaşını esirgemeyen Mert adamları üzdük.
- Orasının burasının fotoğrafını gönderen herifler için gözündeki aşkı gösteren adamları üzdük.
- Kullandığımız su bardağından tiksinip başka bardak arayan herifler için, burnumuzu eliyle silen  adamları üzdük.
- karizması çizilir diye temizliğe yardım edeceğine dışarı içmeye giden herifler için biz yorulmayalım diye  haber vermeden bütün evi temizleyen adamları üzdük.
- Gittiği partilerde kucak dansı yaptıran  herifler için, yabancı bir kadından para ustu alırken bile dikkat eden adamları üzdük.
- ”starbksda kahvaltı etmeden duramıyorumm!” diye triplere giren herifler için bizim hazırladığımız kahvaltıyı  "huzur" diye tanımlayan adamları üzdük.
- bizi hiç bir yere götürmeyen herifler için, canımız sıkılmasın,gezelim diye yırtınan adamları üzdük.
- Whatsapp’ta 7/24 online olup herkese mavi boncuk dağıtan herifler için eski telefonunu atan, Whatsapp'ı olan akıllı telefonu bizimle daha fazla konuşmak için satın alan adamları  üzdük.
-”arabada 5 evde 15 ” şarkısını baştan sona bilen herifler için “Ben seni sevdiğimi de dünyalara bildirdim” türküsünü bize okuyan adamları üzdük.
- doğum gününde köfteciye yemek yemeye giderken doğum günümüzü hatırlayıp bir yarımla doğum günü yapan  herifler için  “bugün benim miladım ” deyip dillere destan sürpriz doğum günü yapan romantik adamları üzdük.
- ”hadi görüşürüz ” deyip arkamızdan el bile sallamayan adamlar için “içim rahat etmez” deyip gece gündüz yaz kış dinlemeden evimize kadar bizi bırakan adamları üzdük.
- ”Gelirken bir şey alayım mı?” diye sorunca bin tane şey isteyen adamlar için ortak sevdiğimiz cipsi "birlikte yeriz, ” diyen küçük mutluluklarda  büyük anlar yakalayan adamların değerini bilemedik.
-hep aile baskısıydı, magazin forever dı,gösteriş ve rahat hayat 

merakımızdan " sen benim nefesim ol yeter ki,başka hiç bir şeyim 

olmasın" diyen adamları, altında arabası olan etiket sahibi, aşktan 

anlamayan,karakter yoksunu adamlar için üzdük
- Parasını bizden yararlanmak için kullanan herifler için bize tek taş almak için yemeyen içmeyen adamları üzdük.
- Tanışma anındaki 3. sorusu “evin boş mu?” diyen herifler için, zamanı geldiğin de "birlikte bir hayata var mısın ?"diyen adamları üzdük
- İlişkinin birinci yılında bir çiçek bile almayı unutan herifler için her gün çiçeklerle kapımıza gelen adamları  üzdük.
-Hasta olduğumuzda  sabaha kadar gözüne uyku girmeyen adamları, kıçını dönüp yatan herifler için üzdük.
-ayrıldıktan 5 gün sonra başkasıyla nişanlanan herifler için aşk defterini bizimle birlikte kapayan, aşkımızdan yaşayan cenaze yaptığımız adamları harcadık.
Evet kızlar biz Adam olanın değerini bilemedik..ve  o piç dediğimiz çoğu erkeği de aşk acısından biz yarattık ..olduysa böyle adamlar hayatınızda gidin geri alın onları,ikinci bir şansı kendinize verin!

Yazar: Gözü görmesini öğrenen binlercesinden biri olan bir Kadın. ''
Yazıyı yazana Not: Tabi ki hatasız kul olmaz. Herkesin hataları vardır. Zamanı gelince ders çıkarır ve olgunlaşır. sana tavsiye asla merhametsiz ve sahte olma!. 

Eğer sana son bir şans vermek için neleri göze aldığını görmeye çalışmadığın ve onca özel yaşanmışlığı hiçe saydığın sana aşık olan bir adamın elini boşlukta bırakan bir kadınsan bir daha asla aşk'ı hak ettiğin gibi yaşamayacaksın demektir..çünkü  asla seni kendi canından öte tutan bir adam çıkmayacak karşına çünkü seven bir kalbe son bir şans vermeyecek kadar taş bir yürek,aynı sonu yaşamaya mahkumdur. kusura bakma gerçekler bu hayat bu duygular bir dengesizin elinde oynayamayacağı kadar ciddi şeylerdir..seversen en güzel olan şey dir üzersen atom bombasına eşittir ve sadece üzdüğün kişide patlar ..bu da cinayetten farksızdır kızım.. hadi eyvallah; ) yazıyı paylaştığın için teşekkürler.

20 Ekim 2014 Pazartesi

AY'IN FİLMİ III ''CONTACT ''


Bilim kurgu severlere sürükleyici bir film.İYİ SEYİRLER.;)






KONU :'' Astronom Dr. Arroway, Bir gece Vega yıldızından gelen bir sinyal keşfeder. Arroway'in bu keşfi bütün Amerika'yı ayağa kaldıracaktır. İşin daha da tuhaf olan tarafı, Vega yıldızından gelen bu sinyaller birleştirildiğinde bir teknolojik aracın yapım planı ortaya çıkmaktadır. Bu bir truva atı mıdır? yoksa başka gezegen ve galaksilere seyahatin yolunu açan bir makine midir? Bunu öğrenmek için Amerikan Hükümeti makineyi yapmaya karar verir.''

P.S : '' Carl Sagan'ın aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan 1997 yapımı bir bilim kurgu filmidir. Yönetmenliğini Robert Zemeckisyapmış ve başrollerini Dr. Eleanor Ann "Ellie" Arroway rolüyle Jodie Foster, Palmer Joss rolüyle Matthew McConaughey, Ulusal Güvenlik Müşaviri Michael Kitz rolüyleJames Woods ve Dr. David Drumlin rolüyle Tom Skerritt oynamıştır.''

Groundhog Day - Bugün Aslında Dündü

Ay'ın ikinci filmi ''Groundhog Day'' konusu ve başarılı kurgulamasıyla eskilerden güzel bir film daha sizlerle. Her sabah aynı güne uyansanız ? bunu  bir lütuf mu yoksa lanet olarak mı ? algılarsınız . İYİ SEYİRLER : )


P.S:

 1993 yılında sinemalarda gösterilmiş bir komedi filmidir. Harold Ramis tarafından yönetilmiştir. Başrolde Bill Murray ve Andie MacDowell oynamıştır. IMDB en iyi 250 film listesinde 174. sıradadır

19 Ekim 2014 Pazar

''YALNIZLIK ÇAĞI VE İNTERNET'' ÜZERİNE GELİŞEN SOSYAL AĞ VE AŞKIN ÖLÜMÜ!

İnternetin tabiri caiz ise hava, su gibi doğal ihtiyaç olduğu bu dönemde, insanlar için sosyal olmanın yeni aracı olarak görülen internet, ironik bir şekilde yine insanları yalnızlaştıran bir canavar.
Dönem öyle bir dönem ki 'AŞK'; Sosyal medya üzerinden, magazin dünyası ve yalan zenginlik parodisinden baz alınarak oluşturulan, mükemmeliyetçi bir profil arayışı oldu. Ha tabi ki ülkemizde büyük bir çoğunlukta kadınlar için özgürlük arayışı olduğu da bir gerçektir. Zaten aşk a değil evliliğe aşık bir kadın profili varken erkeklerinde öz güveni gerilemeye başlıyor. Aşk'a değil paraya ve güce aşık bir erkek profili çıkıyor. Kadın ve erkekte oluşan bu kimlik bunalımından doğan gereksiz arayış, yine kendilerinden kaynaklı bir nevi etki-tepki olayıdır.

Yani başlı başına kadın ve erkeklerimiz yanlış ve yalan bir dünyanın içinde yer alabilmek için maddi ve manevi çaba harcıyorlar. Oysa ki aşk ve sevgi emek ister. Emek bedava dır ve verilir. Çaba harcanır, zorunludur ve sevgi yoktur. Şu hayatta hava gibi bedava olan ''sevgi'', ''aşk'' ve gülmektir. Bir yolu bir tarifi yoktur. Özgürce yaşanır. Acı olan bu kadar basit ve bedava olan ''aşk'' a ve mutluluğa yüklediğimiz saçma sapan düşünceler yüzünden ''aşk''ı sadece bir kere yaşanacak bir duygu  mutluluğu ise yakalayabilirsek yaşanacak bir şey sanmaya başlar olduk. Hayır ne aşk bir kereliğe mahsus, ne de mutluluk anlık..yitirilen sadece yeni başlangıca olan inançtır.

Mesela modern zamanın düzensiz ilişkilerinden görülen en klasik ve gerçek senaryo..Üniversite de veya son senesinde ilişkiye başlar çiftlerimiz tadını çıkararak birlikte harika bir sene geçirirler. İşler bundan sonra rengini değiştirir. Çünkü kız muhabbeti evliliğe getirir tabi oğlan da ister evlenmeyi ama askerlik ve iş vardır önlerinde..askere gitme kararı alnına kadar iyi maaşlı bir iş nişandı düğündü muhabbetleri genç bedenleri daha hazır olmadıkları bir yöne gitmeye sevk eder..kısaca belki de ruh eşi olan bu çiftimiz hazır olmadan geleceği düşünmeye başladığı ve ellerindeki harika günü yaşama fırsatını yitirdikleri için birbirlerini de yitirirler. İlk iş tecrübesi, iş hayatıyla gelen yeni bi hayal dünyası zaten aşkı olabileceği gelecekten geçmişe atmıştır artık...

Kıssadan hisse hiç bir şeye hazır olmadan kalkışmayın..evlilik, çocuk ve ya taşınmak, ya da yeni bir araba almak bir şeye hazır hissetmiyorsanız bırakın plan yapmayı aşkı bulmuşken günü yaşayın. Geleceği kontrol edebiliriz düşüncesiyle mükemmeliyetçi takıntılı biri haline dönüşüp günlerinizi çöpe atmayın.!!

Ama yapamıyoruz dimi ?   bu yalnızlık çağında mikropta kişinin kendisi ilaçta! Aşk yok olsa iş, o da olsa para, oda olsa zaman sürekli bir arayış ve bir sabah kendinize bunalım ve ardından gelen depresyon yüzünden yarın bu hayata devam etme sebebim var mı ? sorusunu soruyorsunuz ? yani depresyon kronikleşmeye başlıyor. İntihar etmeyi düşünüyorsunuz ? ki siz en güne neşeyle başlayan çevrenizin neşe kaynağı, en güvenilir dost, iyi kalpli bi melek olarak adlandırılan, iyi bir dost, iyi bir eş ve ya evlat olan siz..nasıl oldu da böylesine acı ve bencil bir düşünceye düştünüz..? cevabı basit hep yarını düşünmeye sevk eden bu düzende kendinizi dinlemeyi unuttunuz ? hiç soruyor musunuz kendinize ? beni ne mutlu eder diye ? mutluluk hep aynı yerde duruyor..sadece üzerinize inen ince ve karanlık tülden onu göremiyorsunuz.

Karanlık bir güne uyandınız. Durun!!
Ne aşk, ne işsizlik, ne de hak etmediğiniz bir hayat dürdüğünüz düşüncesi ve ya üstüne yaşadığınız acı tecrübeler hiç biri ve hiç bir şey, sıcaktan bunaldığınız bir günün akşamı, vücudunuza esen serinletici rüzgarı hissetmenize engel değildir. Kendine gel dostum
en canlısından müziğini aç ve soğuk bir duş al. Kendine 2 gün ayır.

                             EN İYİ İLAÇ SENSİN !
1. Gün Uyanış.
2. Gün Senin mutluluğun hangisi söyle ve al !

İki gün de de ihtiyaç olan tek şey not defteri ve kalem. Birinci gün kim olduğunuzu hatırlayın, okuduğunuz okul, işiniz, paranız ve ya aşkınız dışında siz varlığıyla değerli olan siz..işte şimdi oldu uyan.
İkinci gün kendinizi nelerin mutlu ettiğini bulup işleme koymak kalıyor. Yazın bu kadar basit huzuru ve mutluluğu nasıl ve nerede yaşamayı sürdürmek istiyorsun. Hep sine bir cevap ver. Huzursuzluğunun kaynağına in neden mutsuzsun ?  ve yüreğinden at onu. Hayatından etiketleri at, gereksiz konforu at.. sadece huzuru ve mutluluğu yaşa ömrünün sonuna kadar soluduğun her anında ..ve bunu geçimini bir sahil kenarında balık tutarak gerçekleştirmekte senin elinde, bir plazada yönetici ve ya çalışan olabilmekte senin elinde.. Nasıl mutlu olacaksan o güzellikte yaşa ve hayallerine ulaşmak mutluluğu aldığın her nefeste baki kılmaktır belki de..

Kendine gel ! kendi yarattığı yalnızlık çağının gençliği !!Hep zor ve pahalı olana düşkünlüğünden hayatın sana sunduğu bedava sevgiyi göremiyorsun.!!

FARKI FARK EDİN VE YOLA DEVAM EDİN AMA ÖNCE KENDİNİZDEN BAŞLAYARAK ''SENİ SEVİYORUM '' DEMEKTEN ÇEKİNMEYİN. SEVGİNİZİ İFADE EDEBİLDİĞİNİZ KADAR ÖZGÜR HİSSEDERSİNİZ.

SİZİ SEVİYORUM YENİ ÇAĞIN İNSANLARI ; ) İYİLİĞİNİZİ YİTİRMEYİN .. HADİ GÜLÜMSEYİN :)

16 Ekim 2014 Perşembe

For You - Serena Ryder





BU ARALAR GÜZEL BİR SES DUYMAK İSTEYENLERE..SANATÇININ -IT DOESN'T MATTER ANYMORE- PARÇASINI DA TAVSİYE EDERİZ ; )

12 Ekim 2014 Pazar

BU AY'IN SİNEMA FİLMİ ''SLIDING DOORS'' *****

Başrol de başarılı actris Gwyneth Paltrow'u gördüğümüz film 98 yapımı. Filmin yönetmeni  Peter Howitt. Konusu ve kurgusuyla sürükleyici ve düşündürücü bir film tavsiye edilir. ; )

Zamanlama, kader ve aşk üçgeni üzerine kurulu olan 'Silding Doors', rastlantılar, zor verilen kararlar ve tekdüze yaşamların süregeldiği modern dünyada, sadece bir kaç saniyelik gecikmenin insan hayatını nasıl değiştirebileceğini sergileyen bir film. Sliding Doors - Rastlantının Böylesi

11 Ekim 2014 Cumartesi

AMERİKA'YA İLK AYAK BASAN KAVİM TÜRKLER ''MELUNCANLAR''

New York'ta bulunduğum Sürede izleyip öğrenme fırsatı yakaladığım, ülkem de ise çok az kişi tarafından bilinen çarpıcı ve bir o kadar da gurur verici olan araştırmayı sizlerle paylaşıyorum. Yani kızılderiler de Türk mü ? sorusuna da cevap bulacağınız, aslında Western filmlerindeki haydutlardan, Abraham Lincon'a bir diğer başkan Garfield dan, Elvis Presly'e kadar oğu büyük Amerikalının da meluncanlar Türk kavminden olmalarını açıklayan cevaplarını bulacağınız geniş çaplı bir araştırma. İzmir ve Virginia arasında kardeş okul projesine adım olmuş tarihi bir çalışma. Eğer niye bu kadar duyulmadı diye sorarsanız onu araştırmayı başlatan Amerikalı prof. da dediği gibi bu saatten sonra kimse soyunun Türk olduğunu asla kabul etmez ellerine kanıtları sunduğumuz halde bile '' diye özetliyor..ama biz yine de bu bilgiden de yoksun kalmayalım.

'' Meluncanlar, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinde yaşayan toplulukları tanımlamak için kullanılan bir kelime. Özellikle de Orta Apalaşya’nın Cumberland Gap yöresinde, popülasyonlarının çok daha sık olduğu bilinmekte. Amerika’da, Meluncanlarla ilgili yaygın inanış, Meluncanların yerli, Afrikalı ve Amerikalılar gibi farklı etnik gruplarla karışmış bir topluluk olduğu yönündedir. Amerika’daki tanınma şekilleri ise “tam beyaz olmayan” gruplardan oluşan bir etnik yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Amerika’da köyleri yakılıp yıkılan, tüm yasal hakları ellerinden alınan ve toplum içinde dışlanan Meluncanlar ile bizim ilgimize gelince 1988’li yıllara bakmamız gerekecektir.
1990’lı yıllarda, İrlanda’dan Amerika’ya göç eden bir topluluğun üyesi olan ya da üyesi olduğuna inanan ve her zaman İrlandalı olmakla gurur duyan N.Brent Kennedy, İskoç ve İrlandalılarda genetik olarak hiç görülmeyen bir hastalığa yakalanır. Kennedy’nin hastalığı Akdeniz Anemisi’dir. 8 aylık bir tedavi sürecinden sonra Kennedy iyileşir, fakat aklına soru takılmıştır bir kere.. Acaba soy köklerinde onun bilmediği bir şey mi vardır? Böylece Kennedy bu konu üzerinde araştırmalar yapmaya başlar. Kennedy’ye göre kendisi ve akrabaları, diğer Amerikalılara nazaran, ten rengi anlamında oldukça farklıdır. Ne Amerikalılara benzemektedirler, ne de Zencilere. Ve bu zamana dek, soy geçmişinde Akdeniz Anemisi rahatsızlığına tutulan ilk kişi de değildir. Pek çok akrabası bu hastalığa yakalanmıştır. İşte bu arayış sürecinde Kennedy yeni bir etnik topluluk ismine rastlar : Meluncanlar.. Bu ismi daha önce ailesinden de duyduğunu hatırlar. Ve en sonunda ailesinin kökenlerinin de Meluncan olduğuna ulaşır. Onları Akdeniz’e bağlayan köprü ise hala bir soru işaretidir… Melungan ismini, kökenlerine kadar irdeleyen Kennedy, bu ismin Portekiz dilinde denizci anlamına gelen Melungo kelimesinden geldiği bilgisine ulaşır.
Amerika tarihinde Meluncan olmak, zulüm görmekle eşanlamlıydı. Amerika’nın mevcut yasaları onları korumuyor, onların tüm haklarını ellerinden alıyor ve onları kendi yaşadıkları topraklardan dağlara doğru sürgün ediyordu. Bu nedenle pek çok Meluncan kendince bir soy miti oluşturmaya yöneldi. Kennedy’nin ailesi de bir Meluncan olarak kendilerini İrlandalı-İskoç kökenli olarak tanıtmayı tercih etti. Her Meluncan, kendini beyaz bir ırka dayandırarak bu acılardan kurtulmayı seçiyordu..
Kennedy araştırmalarında, Amerika’da yaşayan Chereoke kabilesiyle de akrabalıkları olduğu bilgisine ulaştı. Bunu kendi aile büyüklerinden de defalarca duymuştu. Ancak bu bilgi de, Akdeniz Anemisi hastalığını neden taşıdığını açıklamıyordu. Kennedy araştırmaya devam etti.İpuçları Kennedy’yi Portekiz’e ve İspanya’ya götürdü. Özellikle uzun yıllar Müslüman hakimiyetinde kalan İspanya, reformlarla birlikte ülkesindeki tüm Müslümanları Engizisyon’da yargılamaya ve katletmeye başlamıştı. Henüz daha yeni keşfedilen Kanarya Adaları’na sürülen Mağripli Müslümanlar Osmanlı Donanması’na katılarak Portekiz ve İspanyollardan bir nevi öc alıyorlardı. Bu durum Müslüman Meluncanların durumunu izah edebiliyor fakat, kuzeydeki Meluncanların durumunu açıklamakta yetersiz kalıyordu.
Akdeniz Anemisi rahatsızlığının ardından, Behçet hastalığına tutulan Profesör Kennedy için doktorların yaptığı açıklama bu hastalığın Türklere özgü ve Akdeniz toplumlarına ait bir hastalık olduğuydu. George Town Üniversitesi Rektörü Profesör Kennedy araştırmaya devam etti..
İnebahtı’da yenilen Osmanlı donanmasından 5000 kadar asker Haçlılar tarafından esir alınmıştı. Osmanlı askerleri dışında esir alınanlar arasında Kızılderili, Afrikalı kölelerde bulunuyordu. Haçlı donanmasının kaptanlarından Drake, bu insanları Amerika kıyılarına bırakıp geri dönmüştü. Tüm sır belki de buradaydı. Peki bu insanlara ne olmuştu? Belgeler bu esirler arasında en şanslı olanların Türk esirler olduğunu gösteriyor. Dönemin en güçlü imparatorluğu olan Osmanlı’dan çekinen Haçlılar, Amerika kıyılarına bırakılan Türk esirlerden 200 kadarını bizzat, Elizabeth vasıtasıyla Osmanlı’ya teslim ediyor. Geride kalan esirlere ne olduğu ise tam bir muamma..
Bu araştırmalardan sonra Kennedy Meluncanların kökeninin Akdeniz’e dayandığını ispatlamış oldu. Bilinen ilk Meluncanların da Müslüman oldukları ortaya çıktı. Kennedy ilk atalarının günün belli zamanlarında, belli bir tarafa doğru yöneldiklerini ve kültür-fizik hareketlerine benzer hareketler yaptığını ortaya koydu. Bu aslında Müslümanların iyi bildiği namazdı. Türkiye’de yaptığı çalışmalarda, camiiye gidip araştırmalar yapan Kennedy, atalarının tam olarak yaptıklarının namaz olduğunu gösterdi. İlk Meluncanlar Müslümandı !
Kennedy Akdenizli olduğunu kanıtlamıştı. Fakat o hangi Akdenizliydi? Türk, Bask, Berberi ya da diğerleri? Amerika kıyılarına getirilen bu esirlerin orada kendilerine kucak açan Kızılderililer ile kaynaştığı iddia ediliyor. Araştırmalar, bu esirlerin Amerika ve Avrupalılar tarafından hiç tüketilmeyen bulgur yediğini, oralarda pek tercih edilmeyen koyun eti sevdiğini ve nazara inandığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda erkeklerin başına sardığı sarıklara da sadece Meluncanlarda rastlandığı görülmektedir. Hatta kahveyi tıpkı Türkler gibi içiyorlar ve ters kapatıp fal dahi bakıyorlar. Tüm bu gelenekler bugün de devam ediyor..
Özellikle son yıllarda yapılan soy araştırmaları çerçevesinde, Meluncanların köklerinin Türklere dayandığı görülmektedir. Bu zamana kadar pek çok etnik grubun Türk olduğuna dair, gerçekliğini bilimsel verilerle tam olarak kanıtlayamadığımız bazı şehir efsaneleri olsa da, Meluncanlar konusunda yapılan çalışmaların büyük bir kısmı bu durumu kanıtlarla da destekliyor nitelikte. Meluncanlarla ilgili yapılan en kapsamlı çalışma Profesör N.Brent Kennedy’e aittir. Kennedy’nin yaptığı araştırmalarda, Meluncanların asıl kökeninin on altıncı yüzyılda, İnebahtı Deniz Savaşı’nda, Portekiz ve İspanyollara esir düşen ve sonrasında Amerika’ya getirilen Osmanlı-Türk leventlerine dayandığı görülmektedir. Bazı araştırmalarsa Meluncanların Afrika kökenli olduğunu iddia etmektedir.
ABD’nin, 1996-2005 yılları arasında görev yapan İstanbul Başkonsolos’u David Arnett, baba tarafından %25 Türk olduğunu ve atalarının Meluncan olabileceğini iddia etmiştir. Bunların yanı sıra Abraham Lincoln, Ava Gardner, Tom Hanks, Lisa Halter ve Elvis Presley’in de içinde bulunduğu Amerikalı pek çok tanınmış kişinin Meluncan olduğuna dair yüksek kabul gören bir iddia da bulunmaktadır.
Yapılan pek çok araştırmaya rağmen, Meluncanların etnik kökeni tam olarak bilinmiyor. Amerikan İç Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ırk problemlerinin ardından, artık takati tükenmiş olan Meluncanlar kendilerini Amerika topraklarında “yabancı” kılmayacak bir köken aramaya yöneldiler. Onlar Amerika’nın bu zulmünden kurtulmak için kendilerini İspanyol ya da Portekizli olarak takdim ettiler. Profesör Kennedy ile birlikte kökenlerini bilmek isteyen Meluncanların sayısı azımsanmayacak ölçüde. Amerika’da yaşayan pek çok Meluncan da, bilimsel veriler ne söylerse söylesin, kendilerini Türk olarak kabul ediyor ve Türk olmakla gurur duyuyorlar. Zaten bu zamana dek getirdikleri geleneklerin, Türk adetleriyle örtüşmesi, onların Türklere olan sevgisini daha da arttırmış durumda. Meluncanlar, yani Amerika’daki bu bir avuç insan kökenlerinin Türk olduğu konusunda ısrarcı. Kendilerini Osmanlı torunu olarak takdim ediyorlar ve hala Amerika’da Türkler gibi yaşıyorlar. Ve bugün pek çok Meluncan, Türk olduğunu DNA testleri ile de kanıtlamaya çalışıyor. ''
Kısacası diyeceğim o ki ülke Türk tarihine biraz daha önem versek hani, Tarihi bilinen değerli bilgileri yerinden oynatacak bu araştırmayı ülkenizde destek verip bu araştırmanın üstüne gidip doğru ve gelişen tarihle daha çok övünsek hani benden söylemesi, imkanı verin size Unutulmayacak bir proje vereyim : ) 
Tarihle,bilimle ve insanlıkla kalın canlar..Cahil kalmayın ; ) 
sevgililerimle, 
Thanks for awesome research to N.Brent Kennedy
 best regards 

7 Ekim 2014 Salı

EMEK VERİLİR..ÇABA GÖSTERİLİR..SEVİLEN HER ŞEY EMEK İSTER..DOĞAYI SEVMEK İÇİN ÇABA GÖSTERMEYİN..UNUTMAYIN HEPİMİZ DOĞANIN BİR PARÇASIYIZ ; )



  ''yolu olmayan ormanlarda mutluluk vardır
yalnız yürünen deniz kıyısında sevinç
topluluklar vardır,kimsenin zorla girmediği derin denizlerde
ve sessisinde de müzik
insanı daha az seviyorum diyemem ama doğayı daha fazla..''

Nightmare Before Christmas

Bugün ne izlesem diyorsanız. Stopmotion animasyonun babalarından Tim Burton dan bir efsane :)) keyifle izleyeceksiniz. iyi seyirler : ))















http://unutulmazfilmler.com/the-nightmare-before-christmas-noel-gecesi-kabusu.html#izle

GÜNDEMDE BU ARA 2014- KANLI BAHAR

Şimdi orta doğu'da IŞİD' diye yeni,zalim,sapık ve kalabalık bir terör örgütü türedi.(tıpkı cehaletin kanlı ellerde buluştuğu yüreksiz insanların oluşturduğu diğer terör örgütleri gibi..) Bildiğiniz gibi bulunduğu alanlardaki bölgeleri yavaş yavaş işgal edip masum insanları öldürüyor,kafa kesiyor..tecavüz ediyor..her türlü iğrençlikle zalimliğine Dünya'nın gözü önünde büyük patronların planlarına son noktayı koyacağı ana kadar da devam edecek..Her neyse Kobani diye kürt çoğunlukta olan bir bölgeyi ele geçirmeleriyle birlikte dananın kuyruğu kopuyor..30 senedir Türkiye'ye kan kusturan, çoluk,çocuk öldürüp doğu'nun cahil ve gelişmemiş kalmasını sağlayan ve bundan rant kazanan bizim topraklardaki terör örgütü PKK ve meclisteki uzantıları devleti bize yardım edin yoksa bizde sizi vururuz,yine bombalar patlar şehit vermeye başlarsınız, ülkenizdeki huzuru en iyi yaptığımız şekilde bozarız diyorlar...Dün akşamdan itibaren İstanbul da dahil olmak üzere doğu bölgelerimizdeki illerde özellikle protestolar ayaklanmalara ve çatışmalara döndü..Gezi vardı bir de o zaman bunlar barış sürecindeydiler..neyse bu alakasız bir süreç..kısacası bölgemiz ve ülkemizin öyle bir suyu çıktı ki tabiri caizse herkesin kafası güzel..30 yıldır sana taş atıp kaçan,fırsatını bulduğunda sıkıştırıp canını yakan kişi aynı kanlı ellerden çıkma kukların daha kalabalık bir şekilde kendisine saldırınca canına kast ettiği türkiye den  yardım istiyor ve bunu da yine küstahça ve yabanilikle yapıyor...Ülkemin başında kiler zaten anlatılmaz yaşanır cinsten..bi gün öle bi gün böyle..sırf koltuk uğruna ülkenin kenara atıldığı hırs ve entrşkalarla dolu bir kontrol mekanizması..kısaca artık hükümetin tepkisine bir anlam yükleyemiyorum..

Ülke bir yandan  600.bini üniversite mezunu olmak üzere 225 bin iki üniversite mezunu olan kalifiyeli işsize ev sahipliği yaparken..bu arada dış politikada ve yabancı basında eleştirilip iteleniyor Bunlara tabiri caizse artistlik yapacağız diye ülkeyi mülteci cenneti yapıyor..yardım etmek çok güzel ve insani bir görevdir..ama bunu sosyoloji,iletişim,hizmet ve ekonomik açıdan hazırlanmamış,projelendirmemiş üzerinde çalışılmamış bir halde yapıyor. O zaman ne oluyor..ülkenin sokaklarında suç artmaya başlıyor..İstihdam dibe vuruyor..vergiler yetmiyor..sokaklarda dilenerek..bedenini satarak..hırsızlık..yaparak yaşamaya çalışanlar artıyor...ve elektrik,benzin,su,et,doğal gaz halkın cüzdanından biraz daha para eksiltmeye başlıyor..Farkında mısınız  21.yüzyılda sakızdan farkı olmayan en yaygın iletişim aracı cep telefonları bile ülkemizde asgari ücretle yaşayan bir hanenin 3 aylık kazancına denk geliyor. Arabanın lüks değil ihtiyaç olduğu bu dönemde, üstüne birde toplu taşımacılıkta sınıfta kalan belediyeler sayesinde hayat iyice çekilmez oluyor..zaten drama müzik kültürüne sahip bir ülkeyiz..müziğin sesini biraz açınca ..gülen yüz görmek 10 da 3 oluyor..oda semtine göre değişiyor..

Avrupa'nın en genç nüfusuna sahip gümbür gümbür büyüyen ama gerileyen bir ülkeyiz. Bu gençler artık ''AŞK'' ın nedemek olduğunu bilmeden büyüyorlar. Anlamını bilen nadir azınlık ise iş derdine düşüyor evlensek ev araba kira düğün salanu yüzük altın cart curt derken hayat:4 genç:0 yuva kuruyorlar.4' 4 lük bir hayat umut ederken, Ay sonunu getirelim yeter demeye başlayıp yıllarca büyüttükleri hayallerinden,zevklerinden,hobilerinden,alışkanlıklarından vaz geçiyor..hayatlarında kısıntıya gidiyorlar..istatistik kurumu diyor ki 2014 te türkiye de insanlar yaşam standartını en aşağı çekmişler. Yani et yiyeceğine .mantar alıyor ki et gibi hissetsin ve ya yıllardır içtiği sütün markasını değiştiriyor ucuz olsun tadını boş ver diyor... boş vere boş vere bu insanlar 3 günlük dünyayı istediklerini kursaklarında bırakarak,anlık mutluluklarla ve yaşamayı unutarak bir gün ölüp gidiyorlar...

Nasıl bir döngü'nün yaratıldığının farkında mısınız?  sağlık,eğitim konularına hiç girmiyorum..Sizler bu ülkede insanlığı öldürdünüz..pırıl pırıl gelecek vaadiyle ne dahileri her gün simit tezgahına mecbur ettiniz..okulları,iş hayatını kadınlara genel ev  diye nitelendirip bir de zaten gülmeyi unutan cehalete ve asosyal bir yaşama hapsolmuş insanlara gülmeyi de kahkaha atmayı da ''tüh'' kaka yaptınız..

yazasım kaçtı..hep olumsuz,negatifsin be gündem ...

ha bu ara da Acun sörvayvıra başlıyormuş yeniden nihat doğana teklif gitmiş tekrar.Memleketimin türkücüsü sıcak bakmış teklife..naouma düşüneyim demiş..dizi sezonu da hızla devam ediyormuş..hadi TÜRKİYE televizyon başına !! uyuyun ya sallayın hayatı  ha valla en güzeli..)







tüm umudum konuştuğum diline,bastığım toprağına,var olduğumuz tarihimize aşık biri olarak 
nefes aldığım yarınlarda yüzümüzün güleceği bir ülke istiyorum . iyi düşünelim iyi olsun dimi..)





'