13 Kasım 2017 Pazartesi

TARKAN & TARKAN

Benden kısa bir hikaye ;

Malumunuz adım Tarkan. Küçük bir çocukken çevremde bulunan insanların tanıdığı (pop star) dışında ki tek Tarkan ben oldum. 6-10 yaşlarında dışarıdan eve geldiğimizde babamın iş çevresinde Teoman beyin oğlunun adı Tarkan mış dedikodusundan kızlarının telesekretere bıraktıkları; ''Tarrkaan '';mesajları beni mutlu ederdi. Ta ki benim küçük bir çocuk olduğumu anladıkları ana kadar 😀 ismimden bunun gibi çok anım oldu ama en iyisi New York ta eğitim için bulunduğum sıralarda bir hafta sonu manhattan ın popüler bir eğlence kulübünde Tarkan' nın ''Şıkıdım'' şarkısının çalması benim şarkıyı 15 kişilik Latin Amerikalı kız grubuna itafen söylemem ve onların hep bir ağızdan Tarkann! diye çığlık atmalarıyla birlikte "ya tutarsa" deyip "evet o benim" rolüne bürünmem ve o gece onlarca kişinin benim pop star Tarkan olduğuma inanması. Dj in elimi sıkarak benimle fotoğraf çekilmesi ardından gelsin Selfiler..öpücükler imzalar 😁 şimdi düşünüyorum da nasıl yapmışım be 😁😂
Not: sayın Tevetoğlu az ekmeğini yemedim. Sevgiler saygılar 😁





ANKARA

Ankaralı olmayanın sevemediği gri ve betonun Kızılay ve Tunalı' da buluşulan kafelerde, gidilen festivallerde renklendiği, güneş açtımı Seymenler de yeşillendiği "bebe" yi sözcük içinde kullanan güzel insanların yaşadığı tam kalbinde Atamızın yattığı başkentimiz.

UYKUSUZLUK

Muhtemelen kafaya bir şeyler' in takıldığı gıcık bir durumdur. Öyle durumlarda "rainy mood" u açıp yağmur sesiyle yavaşça uykuya dalarım. Veya kalkıp bir tek atıp direk dalışa geçerim.

RAİNY MOOD ☻http://rainymood.com/

İlginç Otostop Hikayesi #1

Bodrum dan marmarise otostop çektim taksi durdu. "Abi yanlış anladın sanırım o kadar para yok " dedim
" atla kardeş nereye gideceksen bendensin "dedi abi içeriye çilingir sofrasını kurmuş..hayırdır abi dedim hanımla tartıştık hadi söyle de kafam açılsın dedi Marmaris abi dedim sazlı sözlü yiye içe Marmaris'e gittik :)) böyle bir şoför abimizdi :))


YAĞLIDERE

Geçenlerde Yağlıdere'li (Giresun) Amerikalı/Türk 'ün başarısıyla ilgili bir haber okudum. Bu haber bana bir anımı hatırlattı. New York Long Island' da tanıştığım Türk berber düğününe çağırmıştı beni, ülen zaten 6 aydır hiç Türk e rastlamamışım hem de destek olur diye gideyim dedim. Öncelikle düğünün şıklığı beni etkilemişti. Sonrası 500 kişilik davetliyi görünce ve hepsinin Türk olduğunu anlayınca şok olmuştum. Bu kadar akraba nasıl yabancı bir ülkede bir düğünde denk gelebilir ki ?¿ diye düşününce yani böyle kalabalık bir ailenin komple göç etmesinin imkansız olacağını düşündüğümden düğünden sordum bi amcaya nerelisiniz ? Herkes Türkiye den nasıl geldi dedim? Amca "yok biz Yağlıdereli'yiz hepimiz. Sen yenisin galiba duymadın mı? burada bizi dedi. Ben şok. Dedim herelde Amerika'da Yağlıdere diye Türk köyü var 😁 Amerika da yaşayan 18 bin Yağlıdereliye selam olsun 🖐😁

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Alâim-i Semâ Şiir


kah inerim alemi arz'a seyreder Alâim-i Semâ beni.. o zaman ya hiçlikte bir an, bir yıldız gözlerime bakar, yerleşir ruhuma usulca.. bir şiir üfler yüreğime necip fazıldan
" Ne acı, kaybetmek için sahiplik!
Ölümlüyü sevmek, ne korkulu iş
Hayat mı, püf desen kopacak iplik,
Çıkmaz sokaklarda varılmaz gidiş."...sonrası nur nur akan göz yaşları fısıldar fani benliğime, biz tek idik sema da bir olacağımız ana mühürlendik... ✒Tarkan Aydınonat

7 Ağustos 2017 Pazartesi

UMUDA YOLCULUK/journey of hope


Oyunculuğu ve yönetmenliğiyle başından sonuna insanın içine işleyen bir film***** özet 》

"Yönetmenliğini Xavier Koller’in yaptığı, senarist koltuğunda “Uçurtmayı Vurmasınlar” filminin senaristliğini de yapan Feride Çiçekoğlu’nun yer aldığı yapım, 80’li yıllarda Güneydoğu’dan Avrupa’ya kaçak işçi gönderilmesi konusunu, insanların umutlarının sömürülmesini çarpıcı bir dille anlatmaktadır. Haydar, köyünden İsviçre’ye giden arkadaşlarının başarı hikayelerini dinleyerek günlerini geçirmekte ve yasal olmayan yollardan bir şekilde İsviçre’ye gitmek istemektedir. Meryem ise bu konuda çekimserdir çocuklarından ayrılmak istememektedir. Haydar’ın babası bu duruma kesinlikle karşı çıkmakta ve köklerinden ayrılanların başka bir coğrafyada hayat bulamayacağını söylemektedir. Haydar (Necmettin Çobanoğlu), Meryem (Nur Sürer) ve Mehmet Ali(Emin Sivas) tüm zorluklara rağmen yola düşerler fakat hiçbir şey düşündükleri gibi gitmeyecektir. Yapım, kişilerin içinde bulunduğu çaresizliği gerçekçi bir şekilde hissettirmektedir. 1990 yılı Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film ödülünün de sahibi olmuştur."